Antalya Afyonkarahisar transfer

Antalya Afyonkarahisar transfer , Antalya Afyonkarahisar ulaşim , Antalya Afyon transfer , Antalya Afyon ulaşim ile hizmetinizdeyiz..
Şehirler arası ulaşımlarınız ve transferlerinizde özellikle Antalya çıkışlı ulaşımlarınızda , size araçlarımızla , araçta sadece siz olduğunuzun garanti ederek yolculuğunuzu sağlıklı ve konforlu bir şekilde yapmanızı sağlıyoruz.. Amacımız sizin en güvenli ve hızlı bir şekilde gideceğiniz yere ulaştırmaktır. Araçlarımız 8 kişilik minibüs , 10 kişilik minibüs , 13 kişilik minibüs , 16 kişilik minibüsler olmak üzere sizin hizmetinize sunulmuştur. Sizin isteğiniz durumunda vip araçlarımızla Antalya Afyonkarahisar arası 289 Km boynca size hizmet etmek için çalışıyoruz . Bu mesafe vip araçlarla yaklaşık olarak 3 saat 36 dakika sürecektir. Özel Uçak ile seyahat etmeyi planlıyorsanız, 208 Km olan yolculuğu yaklaşık olarak 46 dakika sürede tamamlayabilirsiniz.
Afyonkarahisar tarihi
İlin Adının Kaynağı Şehir merkezinde volkanik özellikli dağlar arasında 226 m. yükseklikte, yalçın, yüksek ve konik bir tepe olan ve kale olarak adlandırılan yer, Hititlerden günümüze kadar insanların ilgisini çekmiş ve savunulmaya uygun olmasına karşın aşağı, orta ve yukarı sur olmak üzere üç kat surla çevrelenerek daha da savunulmaya elverişli konuma getirilmiştir. Bu özelliğinden dolayı Hititler; HAPANUVA, Romalılar ve Bizanslılar AKRONİON, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar KARAHİSAR-Î DEVLE, KARAHİSAR-Î SAHİP adını vermişlerdir. Şehir merkezinde ve il sınırları içinde M.Ö. II.yüzyıldan günümüze kadar insanların geçim kaynağı olarak yetiştirilen, haşhaş bitkisinden elde edilen özsu anlamındaki OPİUM kelimesinin Afion olarak söylenmesinden dolayı Afyon adını almıştır. Zamanla her ikisi birleştirilerek şehrimizin adı Afyonkarahisar olmuştur. İlk kez 17. yüzyıldaki mahkeme kayıtlarında bu adın verildiği bilinmektedir. Bölge Frigya Kültürüyle bilindiği için Frig sonrasında, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde Frigya sıcak sularından dolayı da FRİGYA SALUTARİS (Şifalı Frigya) olarak adlandırılmıştır. 1-Tarih Öncesinde Afyonkarahisar : Afyonkarahisar topraklarında ilk insan topluluklarına ne zaman rastlandığı bilinmemektedir, ancak çevre illerde yapılan kazılar, Afyonkarahisar’da tarih öncesi çağlarda yerleşme yerleri bulunacağını göstermektedir. M.Ö.3000 yıllarından itibaren yoğunlaşan, yerleşim yerleri bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Kusura Höyük’tür. İlk kez madenin işlendiği ve Tunç’un kullanıldığı bu dönem, “Tunç Çağı” dır. Madenle birlikte, kullanıma ve ihtiyaca yönelik; taş, kil, kemik, tunç gibi maddelerden yapılan kap-kacak, kesici, vurucu, delici, perdahlayıcı, ip eğirme ve dokuma araçları; yaşam ve ölümle ilgili eşyalar bulunmuştur. Bu dönemler Kusura, Kaklık ve Karaoğlan kazıları ile oldukça iyi tanınmaktadır. 2-Tarihte Afyonkarahisar : a) Hititler (M.Ö. 1800 - 1200) : M.Ö. 1800’den sonra Anadolu’da Afyonkarahisar’ın da içinde bulunduğu, Hitit Krallığı kurulmuştur. Hitit Devleti’nin bu ilk dönemi, Hint-Avrupa kaynaklı bir kültürün etkisi altındadır. Bununla birlikte Hatti’lerin din ve kültür özellikleri yok olmamıştır. Bu döneme ait Seydiler Kasabası, Yanarlar Mevkii'nde yapılan kazı ile eski Hitit küp mezarlığı ortaya çıkartılmıştır. Hititler, M.Ö. 1380 yıllarında Arzava üzerine bir sefer düzenleyerek, bu beylikleri denetimi altına almış ve o dönemin en uzun ticaret yolunu (Boğazköy-Apassa[Efes]) Hitit ticaretine açmışlardır. Sonraları “Kral Yolu” adını alacak olan bu yol, Hisarköy, Bolvadin ve Dinar üzerinden Ege’ye ulaşmaktadır. M.Ö. 2000’li yıllardan M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanan bu dönemde Anadolu’da Asur Ticaret Koloni Çağı, Eski Hitit, Hitit İmparatorluğu ve Geç Hitit dönemleri vardır. İlimizde de bu dönemlerin varlığı saptanmıştır. Koloni Çağı'na ait mühürler ve mezarlıklar; Eski Hitit dönemine ait mezarlıklar, baltalar, kap-kacaklar, İmparatorluk dönemine ait çekiç mühür, bronz heykelcik, Hiyeroglif Stel ile kale surları; Geç Hitit dönemine ait ise, kabartmalı stel önemli buluntular arasındadır. b) Frigler (M.Ö. 1200 - 546) : M.Ö. 1200 yıllarından itibaren Anadolu’ya yayılmaya başlayan Frigler, M.Ö. IX. yüzyıldan itibaren Kızılırmak kavisi ile Sakarya nehirleri arasında siyasî hâkimiyet kurmuşlar ve Gordion’u siyasî merkez, Pessinus’u da dini merkez yapmışlardır. M.Ö. 660 yılında kuzeydoğudan gelen Kimmerler’in saldırısıyla yıkılan Frig hakimiyeti, Afyonkarahisar, Eskişehir illeri arasında bulunan kayalık ve ormanlık bölge olan Yazılıkaya (Midas’ın Şehri) ve İhsaniye çevresinde yeniden kurulmuş; Altıntaş ve Dinar’a, hatta son yıllarda yapılan kazıların sonuçlarına göre Elmalı’ya (Antalya) kadar yayılmıştır. Frig egemenliğinin Pers dönemiyle yok olmasına karşın, bölgede benimsenen Friglere ait din, kültür ve dilinin, Bizanslılar döneminde bile İlimiz sınırları içinde, Frigya Bölgesi adıyla varlığını korumuş olduğu bilinmektedir. Özellikle İhsaniye sınırlarında Aslankaya, Kapıkayalar, Göynüş Vadisi, Aslantaş, Yılantaş, Maltaş ve Kumcaboğaz gibi aslan veya kilim desenlerinin çok işlendiği kayaya oyulmuş anıtlar günümüze kadar ulaşmıştır. Başka yerlerde bulunmayan bu kaya anıtları yalnızca İlimiz sınırlarındadır. c) Lidyalılar (M.Ö. 660 - 546) : Manisa İli'nde bulunan Sart antik kentini merkez edinen Lidyalılar M.Ö. VII. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamış olup Kimmerler’in M.Ö.660 yıllarında Frig egemenliğini yıkmasıyla Lidya’nın siyasi hakimiyeti, Dinar, Dazkırı İlçelerimiz ile Burdur İli'ne kadar yayılmıştır. M.Ö.546 yılında Perslerin Anadolu’ya egemen olmasıyla birlikte, Lidya dönemi de tarihten silinmiş oldu. İlimizin güney kesiminde bu dönem izleri görülmektedir. d) Persler (M.Ö. 546 - 333) : İran’da “Akamenid” ve “Pers” olarak adlandırılan devlet, Kimmerlerin Anadolu’ya yaptıkları akınların Frig Egemenliğini çökertmesi sonucu M.Ö. 6. yüzyıl başlarından itibaren Anadolu’ya girmeye başlamış ve Geleneia (Dinar) kentini Anadolu’nun eyalet merkezi yaparak M.Ö. 546 yılından itibaren de tamamen egemen olmuşlar, hatta imparatorluk sınırlarını Makedonya’ya kadar uzatmışlardır. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’le yapılan savaşta yenilince, bütün imparatorluk sınırlarını Helen hâkimiyetine kaptırmıştır. Bu döneme ait izler Tatarlı Tümülüsü ahşap boyalarında, Altıntaş Mezar Taşı'nda görülmektedir. e) Helenistik Dönem (M.Ö. 333 - 30) : M.Ö. 336’da Makedonya kralı Flip, ordusu ile Anadolu’ya geçtiği zaman Heredot tarafından ortaya atılıp, Sokrat tarafından geliştirilen, “Birleşik bir Yunan milletinin Asya’yı fethetmesi” düşüncesini gerçekleştirmek için ilk adımı atmıştır. Yerine geçen oğlu İskender (Alexandros) önce Güneye inmiş ve İssos’da yapılan savaşta (M.Ö. 334) III. Darius komutasındaki Pers ordusunu yenmiştir. Pers hükümdarının tacını giymiş ve Hayber geçidi yolu ile Hindistan’a ulaşmıştır. Doğu ile Batıyı birleştirmek istemiş; Perslerin yıllarca süren hakîmiyetine son vererek yeni bir uygarlık anlayışını olan HELENİZM devrini başlatmıştır. Büyük İskender M.Ö. 323’te Babil’de öldü. Komutanları, zaptettikleri ülkeleri paylaşmak için birbirleriyle mücadeleye girişmişlerdir. Mısır, Babil, Makedonya’ya sahip olan komutanlar ile Anadolu hâkimi komutan Antigonos ile olan mücadele İpsos-Julia’da (şimdiki Çay İlçesi) yapılmıştır (M.Ö.301). Antigonos’a karşı galip gelen komutanlardan Babil hâkimi Selevkos, M.Ö. 282’de Batı Anadolu’nun üzerine yürümüştür. Trakya ve Makedonya hâkimiyetleri zamanında, yeni uygarlık anlayışı ile ilgili bir iz bırakmamışlarsa da, İlimiz sınırları içinde kendi adına sikke (para) basabilecek bağımsız 16 kent devleti kurmuştur. Bunlardan önemlileri; Apemeia (Dinar), Synnada (Şuhut), Docimeon (İscehisar), Amorium (Hisarköy) ve Pentapolis (Beş şehir-Sandıklı bölgesi) adlarıyla bilinen kentlerdir. Selevkosların en parlak devirleri Kral II. Antiochos (M.Ö. 233-183) zamanıdır. Çünkü Batıda kudretli bir devlet kuran Romalılar’ın Asya işlerine karışmaları bu devirde başlamıştır. Ön Asya’da kuvvetli bir hükümdarın bulunmasını Akdeniz siyaseti ve geleceğine ait emelleri bakımından zararlı ve tehlikeli gören Romalılar, M.Ö. 191 yılında Selevkosları Magnesia (Manisa)’da savaşa zorlamışlardır. Kazandıkları zaferler ile Anadolu’nun tek kuvvetli devletini etkisiz hâle getirmişlerdir. Romalılar ve Selevkoslar arasında 3 yıl sonra Apameia’da yapılan anlaşma gereğince, Romalılar, Torosların güneyine kadar uzanan topraklara sahip oldular. M.Ö. 120’de Roma senatosu, aldığı kararla Anadolu’da bir Asya eyaleti kurulmasını gerekli görmüş, Batı Anadolu’nun tamamı Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. M.Ö. 48’de Spartaküs isyanını sona erdiren Romalı komutan Luculluse, Anadolu’yu Ermenistan’a kadar zaptetmiştir. Böylece Anadolu, Roma hâkimiyetine girmiştir. f) Romalılar Dönemi(M.Ö.30 - M.S.395) Roma egemenliğinde kent sayıları çoğalmış özellikle barış döneminde 2. ve 3. yüzyıllarda İlimiz, mermer sanayi merkezi konumuna gelmiş ve tüm Roma topraklarına Dokimeion’dan (İscehisar) çıkarılan mermerler başşehir Synnada (Şuhut) olması nedeniyle, Synnada Mermeri adıyla işlenmiş, yarı işlenmiş veya ham blok olarak mermer ticareti yapılmıştır. Bu nedenle tüm kentler mermer kentleri konumuna gelmiştir. Yollar, yapılar hep mermerden yapılmıştır. Antik kent olarak söylediğimiz örenyerlerinde bunları açıkça görmekteyiz. Ayrıca ilimiz Arkeoloji Müzesi’nde mermer sanatının tüm özellikleri sergilenmektedir. İlimiz sınırları içinde; Apemia, Synnada, Dokimeion, Amorion’dan başka Pentapolis bölgesinde Eucarpia (Emirhisar), Hieropolis (Koçhisar), Stectorium(Menteş), Bruzes (Karasandıklı), Otreus (Yanıkören); ayrıca Metrepolis (Tatarlı), Prymnessos (Sülün), Kidyessos (Küçükhöyük), Lysias (Arızlı), Julio (Çay), Ococleia (Karacaören), Sanaus (Sarıkavak) adlı 16 kent kurulmuştur. Bunların dışında Akroinon (Karahisar), Sibidunda (Atlıhisar), Diocleia (Ahırhisar) gibi kasaba özelliğinde küçük kentlerin de kurulduğu bilinmektedir. g) Bizans Dönemi (395 - 1176) : İmparator Constantinius’un Yunan koloni şehri Byzantion'u başşehir yapmış (330), daha sonra Constantionopolis (İstanbul) adıyla ve Nova Roma'nın (Yeni Roma) adını alan şehir, Anadolu’ya hâkim olan yeni siyasî birliğin başkenti olmuştur. Roma İmparatoru Teodosios’un ölümünden sonra (395) İmparatorluk ikiye ayrılmış, Frigya Bölgesi büyük oğlu Arkdios’un payına düşmüştür. Batı Roma’nın tamamen ortadan kalkmasından sonra, Doğuda hâkimiyetlerini sürdüren Bizanslılar zamanında, Amorium önemli bir şehir olmuştur. Abassam (Bayat ilçesi) Docimeum (İscehisar ilçesi) ve Ayazin’de geniş bir sahaya yayılmış olan oyma kilise ve manastırlar, dinî yapılara ait mimari kalıntılar M.S. 6. yüzyıldan başlayarak 10. yüzyıla kadar tarihlenmektedir. Buna göre Bizanslılar, bu devirde, buraları dini merkez olarak seçmişlerdir. 9. ve 10. yüzyıl Türklerin Anadolu’ya akın ettiği devirdir. Kapadokyalı komutan Romanos Diogenes, Bizans İmparatoru olduğu zaman bütün kuvvetini Doğuda Selçuklularla yapılacak savaş için toplamış, Selçuklu Sultanı Alparslan’a yenilmiş, esir düşmüştür (1071). Malazgirt Savaşı'ndan sonra, yeniden toparlanan Bizans Ordusu, Bolvadin’de (1116), Konya’da (1146) ve daha sonra Miryekefalon’da (1176), Selçuklularla savaşmış ve sonunda yenilerek bu bölgeyi Türklere bırakmıştır. Bizans yönetiminde eyalet sistemi uygulanmış, bunlara “Tema Analitolikan” denilmişti. Özellikle 6. yüzyıldan sonra önemi artan Amorium Kenti, eyalet merkezlerinden biri olmuş ve Constantinapol’dan sonra ikinci büyük kent konumuna gelmiş, Anadolu askerinin üssü olmuştur. Apameia ve Synnada şehirlerinin özelliği azalmıştır. Bu arada savunmaya yönelik Akroinon ve Kidrea kalelerinin önemi artmış, halk kayalık alanlarda yaşamaya başlamıştır. 3) Afyonkarahisar’da Türk Hâkimiyeti : a) Selçuklu ve Beylikler Dönemi: Malazgirt Zaferinden sonra yapılan antlaşmayı Bizanslıların tanımaması üzerine, Büyük Türk Sultanı Alparslan, Kutalmışoğlu Süleyman Şah’tan Ege ve Marmara’ya kadar Anadolu’nun fethini istemişti. Süleyman Şah “Başkomutan” olarak Türk ordusu başında Anadolu içlerine girmiş “Artuk, Tutuk, Saltuk, Mengücek, Ebulkasım ve Atsız Bey” gibi büyük komutanlarının idaresindeki akıncılarla birkaç yıl içinde Anadolu’nun fethini tamamlamıştır. 1071-1243 yılları Anadolu Selçuklu Türklerinin siyasî birlik olarak güçlü oldukları devirdir. 1157’de Sultan Sancar’ın ölümü ile Büyük Selçuklular sona ermiş, büyük hakanlık tacı Batı’ya, Anadolu Selçuklularına geçmiştir. 1243’te Kösedağ’da Moğollarla yapılan savaşta uğranılan bozgundan sonra dünyanın en güçlü devleti olma özelliğini kaybetmiş, Moğol Egemenliği altına girmiş, İlhanlılara tâbi beyliklere ayrılmıştır. Selçuklulara bağlı olarak Anadolu’da kurulan ilk beyliklerden biri de SAHİBATA OĞULLARI’dır. Bu beyliğin kurucusu Sahibata Fahrettin Ali, yaşamının büyük bir kısmını, mülkü saydığı Afyonkarahisar’da geçirmiştir. O zamana kadar “Karahisar” denilen şehre onun adına izafeten “Karahisar-ı Sahib” denmiştir. Afyonkarahisar, uzun süre bu beyliğin başkenti olarak kaldı.(1265-1333) Sahibata’nın yerine geçen torunu Şemsettin Ahmet Bey, Germiyanoğlu’nun damadı idi. Ölümünden sonra yerine geçen oğulları Nusrettin Ahmet ve Muzafferüddin Devlet Beylerden Ahmet Bey, ana tarafından bağlı bulunduğu Germiyan sarayına gitmiştir. Önce bütün Afyonkarahisar çevresine hâkim iken, gittikçe küçülen beylik zamanında (1260-1428), Devlet Beyin oğulları şehirde hüküm sürmüşlerdir. Germiyan Beyi II.Yakup samimî bir Osmanlı dostu idi. 1390’dan 1399’a kadar İpsala’da Osmanlı ülkesinde oturmuştur. Beyliğini vasiyet yolu ile II. Murat’a bırakmış, böylece Germiyan beyliği içinde bulunan Afyonkarahisar’da OSMANLILAR’ın idaresine girmiştir. (1428). Bu dönemde Sultandağı, Çay, Bolvadin, Sandıklı, Şuhut ve özellikle kaleden dolayı Karahisar’a çok önem verilmiş, kaleler onarılmış veya yeniden yapılmış; camii, medrese, han, kervansaray, türbe, su yolu gibi anıtsal yapılar yapılmıştır. 40 ahşap direkli Ulu Camii, Taş Külliyesi, Sahipata Kervansarayı, Ebheri ve Kureyş Türbeleri bunlar içinde en önemli yapılardır. Esirüddin Ebheri’nin yazdığı mantık kitabı dünyanın her yerinde okutulmuştur. Beylikler döneminde, zaman zaman Karamanoğulları, Hamitoğulları ve Eşrefoğullarının kısa süreler içinde varlıkları hissedilmiştir. Bolvadin, Sultandağı ve Şuhut’ta eserleri vardır. b) Osmanlı İdaresinde Afyonkarahisar : Afyonkarahisar, Beyazıt devrinde 1390 yılında Osmanlılara geçmiştir. Ankara Savaşı’nın (1402) ardından Germiyanoğulları tekrar eski topraklarına sahip olmuşlarsa da, son Germiyan Hükümdarı II.Yakup Bey’in 1429’da ölümü üzerine vasiyeti gereği bu topraklar tekrar Osmanlı hakimiyetine alınmıştır. XV.Yüzyıl ortalarına doğru Osmanlıların, Rumelide Haçlılarla uğraştığı bir sırada durumu fırsat bilen Karamanoğulları, Kütahya, Karahisari Sahip, Hamid taraflarına kadar akınlarda bulunarak bu yerleri yakıp yıkmışlardır. Karamanoğulları ile Osmanlılar arasındaki bu gibi mücadelelerden oldukça etkilenen Afyonkarahisar havalisi, II. Mehmet’in Karamanoğullarını ortadan kaldırmasıyla kesin bir şekilde Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. XVII. yüzyılda başlayan Celâlî isyanlarından zaman zaman Afyonkarahisar bölgesi de etkilenmiştir. 1833’te bir süre II.Mahmut ile mücadele hâlinde olan Mısır Valisi İbrahim Paşa’nın eline geçen şehir, beş yüz yılı aşan Osmanlı hâkimiyeti devrinde Anadolu Beylerbeyinin bir sancağı olmuştur. Afyonkarahisar, 1917 yılına kadar Bursa’ya bağlı kalmış, I. Dünya Savaşı sonuna doğru bağımsız mutasarrıflık olmuştur. XV. yüzyıldan itibaren Osmanlı; kültür, sanat ve yapılaşmalarda damgasını vurmaya başlamıştır. Özellikle Karahisar’da kentleşme oluşmuş, kadılık, muhassıllık ve mutasarrıflık olarak idari merkez konumunu almıştır. Mehmet Semai (Sultan Divani) ile Mevlevilik en üst düzeye ulaşmış ve Karahisar’ın adını tüm dünyaya duyurmuştur. Ayrıca Ahmet Karahisari, Şemsettin Karahisari gibi kültür ve sanat adamları, İlimizin adıyla anılmıştır. c) Afyonkarahisar’ın Kurtuluş Savaşı’nda ki Yeri: Adımızı bütün dünyaya altın harflerle yazdıran İstiklal Savaşımızın geçtiği İlimiz, coğrafî konumu dolayısıyla her dönem insanların ele geçirmek istediği bir yerdir. Bu sebeple İstiklâl Savaşında Afyonkarahisar’ın önemli ve seçkin bir yeri vardır. Bunun sebepleri şöylece özetlenebilir: Yunanlıların son durağı olduğundan, istikbâldeki Millî Mücadele bu topraklar üzerinde başlayacaktı. Ayrıca Afyonkarahisar, Ege Bölgesi’ndeki sivil direnişin temel taşlarından biri olan Afyonkarahisar Kongresi’ni gerçekleştirmekle Doğu’da yapılan kongrelerle Batı’da yapılan kongrelerin birleşmesini sağlamış, iki bölge arasında çıkması muhtemel sürtüşmeler bu toplantıyla önlenmiştir. Bu kongreyle bütün Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak ve Kuvay-ı Milliye Harekâtı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin denetimi altına alınmıştır. Ayrıca İlimiz, Afyonkarahisar-Eskişehir, Afyonkarahisar-Kütahya, Afyonkarahisar-Uşak demiryollarının odak noktası olması nedeniyle silâh, cephane, erzak naklinde son derece önemli rol oynamış, ordumuzun nakliye ihtiyacı daha çok bu demiryolları ile sağlanmıştır. Ayrıca Afyonkarahisar, İzmir-Afyonkarahisar demiryolu hattıyla İstanbul-Bağdat demiryolu hattı Afyonkarahisar’da birleştiklerinden, bölgeler arası nakliyenin büyük yükünü Afyonkarahisar çekmiştir. Mondros Barış Antlaşması’ndan (Aralık-1918) hemen sonra İngiliz, Fransız ve İtalyan birlikleri yer yer Osmanlı topraklarına girdiler. Bu arada, 16 Nisan 1919’da Fransızlar Afyonkarahisar istasyonuna yerleşti. 21 Mayıs 1919’da iki subay ve 262 erden meydana gelen bir İtalyan birliği de Afyonkarahisar’a geldi. Bu birlikler, 17 Mart 1920’de buradan çekilerek yerlerini Yunanlılara bıraktılar. Çok kısa süren birinci işgalden sonra, 13 Temmuz 1921’de Afyonkarahisar ikinci kez işgal edilmiş ve tam 1 yıl, 1 ay, 25 gün Yunan işgali altında kalmıştır. İlimiz topraklarına yerleşmiş bulunan Yunan kuvvetleri, önce Sakarya’da, daha sonra da bu yenilgiden kurtulamadan ve güçlenme fırsatı bile bulamadan Kocatepe-Dumlupınar arasında 26-30 Ağustos 1922 günlerinde “Büyük Taarruz Harekâtı”mızla daha büyük bir darbe yiyerek yurdumuzdan kovulmuştur. Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra Yunanlılar Afyonkarahisar’da yayılmak ve temelli yerleşmek istediler. Afyonkarahisar’ın Türk Millî Mücadelesinde şeref duyacağı bir husus da, düşmana ilk kurşunun, bir Afyonkarahisar’lı Komutan olan Ali Çetinkaya tarafından atılmış olmasıdır. (28-29 Mayıs 1919 172.Alay Komutanı Ayvalık). Afyonkarahisar’ın kurtuluş plânları Akşehir’de yapıldı. Daha sonra Şuhut’a gelindi. Atatürk, İnönü ve Fevzi Paşa’nın gizlice hazırladıkları Büyük Taarruz plânları Afyonkarahisar’da eski Belediye Binasında yapılmıştır. Millî Mücadelenin kazanılmasında Afyonkarahisar halkının büyük katkısı vardır; çünkü Afyonkarahisar halkı, Atatürk ve Millî Kuvvetlere manen ve maddeten büyük desteklerde bulunmuştur. 26 Ağustos 1922 günü, saat 05.30 ‘da top ateşiyle aydınlanan Kocatepe’den fırlayan ordumuz, sıra sıra tel örgülü, makinalı tüfek ve top yuvalarıyla pekiştirilmiş Yunan mevzilerine, büyük bir insan üstü güçle atılarak saldırıya geçmiş, makasla, dipçikle, hatta elleriyle, bedenleriyle parçaladıkları tel örgüleri aşıp, mevzileri bir bir ele geçirerek Kurtuluş Savaşı destanını yazdırmıştır. Başkomutanımızın önderliğinde, Milletimizin bütün insanlarının büyük çaba ve destekleri ile yurdumuz içinde bir tek düşman eri bırakılmayıncaya dek bu taarruz harekatımız sürdürülmüş ve İzmir’de noktalanmıştır. İlk gün 1 ve 2 nolu tepeler, Tınaztepe, Kılıçarslan 1. ve 2. noktaları, Belentepe, Erkmentepe, ikinci gün Çiğiltepe ve Afyonkarahisar ( 27 Ağustos 1922, saat 17.oo) ele geçirildikten sonra, üçüncü gün Batı Cephesi ve Ordu karargâhları Afyonkarahisar’a getirilip Belediye Binasında (bugünkü Zafer Müzesi) üslendirilmiş ve 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi buradan yönlendirilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, 21 Ekim 1925 günü Afyonkarahisar Türk Ocağında ve Başkomutanlık Savaşının ilk kutlanışında, 30 Ağustos 1924 günü Dumlupınar yakınlarındaki Çataltepe’de öğleden sonra saat 03.30’da söylediği nutkun özetinde: “Afyonkarahisar, Son Büyük Zaferin Kilidi Oldu, Esası Oldu, Afyonkarahisar’ın Tarihi Savaşımızda Unutulmaz Parlak Bir Sayfası Vardır.” “Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebeleri, Türk Ordusunun, Türk Subay ve Komuta Heyetinin Yüksek Gücünü ve Kahramanlığını Tarihte Bir Daha Tespit Eden Çok Büyük Bir Eserdir. Bu Eser Türk Milletinin Hürriyet ve İstiklâl Fikrinin Ölmez Anıtıdır.” demiştir. Gazi Mustafa Kemal, 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta kesin bir sonuca bağlanan 5 günlük “Başkomutanlık Savaşı” sırasında, 27 Ağustos 1922’de düşmandan temizlenen Afyonkarahisar’a 23 Mart 1923’te gelmiş, Afyonkarahisar halkının sevgi gösterileriyle karşılanmıştır. Dumlupınar Zaferi’nin 3.yıldönümünde Afyonkarahisar gençlerinin telgrafına Gazi Mustafa Kemal şöyle cevap veriyor: “Dumlupınar’ın 3.Yıldönümünü kutlarken beni hatırladığınız ve hakkımda gösterdiğiniz samimi duygular için teşekkürlerimi sunarım. Asrın bütün icaplarını tamamıyla anladıklarına inandığım, Sayın Karahisar’lıların askerî zaferimizde olduğu gibi ve sosyal devrimimizin en ön saflarında da kendine yaraşan saygılı yerde yürüyeceklerine eminim. Bu bakımdan bana düşen vazifelerin yerine getirilmesi ve belli edilmesinde bir an bile tereddüt etmeyerek, Milletin güven ve sevgi ile bağışladığı, kuvvet ve yetkiyi iyiye kullanacağımı arz etmekle seviniyorum. Hepinize selâm ve sevgiler
Afyonkarahisar ‘ da tarihi yerler , Gezilecek ve ziyeret edilebilecek yerler
Afyonkarahisar Kalesi - Afyonkarahisar
226 metre yükseklikteki volkanik bir kaya kütlesi üzerinde yer alan Afyonkarahisar Kalesi, MÖ.1350 yılında Hitit İmparatoru II. Murşil zamanında, Arzava Seferi'nde müstahkem mevki olarak kullanılmış ve Hapanuva adını almıştır. Kale, Bizans ve Selçuklular zamanlarında da önemli çarpışmalara sahne olmuştur.
Kalenin zirvesinde MÖ.1200-700 tarihleri arasında Anadolu’da yaşamış olan Frigler Dönemi'ne ait kültür izlerine rastlanmakta olup, Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış birçok tapınma yeri ile 4 adet büyük sarnıç (su çukuru) bulunmaktadır. Surları, Selçuklu Sultanı Alâaddin Keykubat zamanında kale dizdarı olan Mimar Bedrettin Gevhertaş tarafından 1235 yılında onarılmış, ayrıca kaleye küçük bir mescit ile yanına saray yaptırılmıştır. 1573’te Osmanlı Sultanı II. Selim’in emriyle Mahmut Bey tarafından burçları, sarnıçları ve kulesi tekrar onarılmıştır.
Ayazini Ören Yeri - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu 27'nci kilometreden sağa doğru 4,7 kilometre daha gidilerek ulaşılan Ayazini Köyü'nün, Frigler Dönemi'nden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Roma ve Bizans dönemlerine ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans Dönemi'ne ait kiliseler ve kaya yerleşimleri arazinin bu tür bir yerleşime elverişli olması nedeniyle oyularak yapılmış eserleridir. Aslanlı mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya dış ve iç mimarî olarak oyulmuş kilisesi gibi eserler bulunmaktadır. Ayrıca kaya kütlesinin oyularak yerleşime dönüştürüldüğü, içinde sarnıç bulunan Avdalaz Kalesi vardır.
AYAZİNİ KAYA EVLERİ
İhsaniye İlçesi Ayazini beldesi'nin girişinde ve belde içinde yolun sol yanında bulunan tüf oluşumu kayalık alan, Erken Bizans Dönemi'nde yer yer oyularak yerleşim yerlerine dönüştürülmüştür. Kimi evler tek odalı, kimileri yan yana ve üst üste birbirine bitişik veya ayrı biçimde oyulmuşlardır. Bazılarına basamaklarla çıkılmakta, bazılarına ise içten tünel biçimi geçişlerle ulaşılmaktadır. Bazı odalarda oturmak için sekiler, eşya ve aydınlatma aracı koymak için çeşitli büyüklüklerde nişler bulunmaktadır. Avdalaz Vadisi’nin girişinin her iki yanındaki kaya evlerin sol yandaki büyük ve çok katlı olup, bu kaya yerleşiminde eğimli tünel çıkışla ulaşılan geniş orta bölümünde dairesel yapılmış duvarda, yan yana koltuk dizileri ile orta boşlukta ocak, depo gibi kullanılan büyük ve derin çukurluklar bulunur. Bu bölümün yanında hafif yükseltili küçük oda içinde, kayaya oyulmuş alaturka denilen tuvalet yapılmıştır. Tuvaletin deliği ise kaya dışına açılmıştır. Aynı tuvaletten yolun sağ yanındaki kaya yerleşiminde de vardır. Avdalaz Vadisi’nin üst ucunda kale olarak adlandırılan kaya kütlesi de iç içe ve üst üste oyularak günümüz apartmanları gibi, çok hacimli yerleşim yerine dönüştürülmüştür. Bu kayanın zemininde, derine oyulmuş sarnıç bulunmaktadır.
AYAZİNİ KAYA MEZARLARI
Roma ve Bizans dönemlerine ait, aile ve tek kişilik kaya mezar odaları biçiminde olup, bazıları çift katlı olarak oyulmuşlardır. Ayazini Beldesi'nin mezarlığının da aynı yerde olması, mezar yeri seçimi bakımından insanların aynı yeri kullanması açısından önemli bir bilgi vermektedir. Mezar odalarının cephelerinde içinde Medusa başları bulunan üçgen alınlıklı sütunlu ön boşluklu, kapı ile girilen oda içinde kemerli tekne mezarlar vardır. Bazıları aslan kabartmalarıyla süslendiği gibi, birinde de mezar sahibi karı ve kocanın kabartmaları yapılmıştır.
AYAZİNİ KİLİSESİ
İhsaniye İlçesi, Ayazini Kasabası girişinde yol kenarında tüf sarp kayalık içinde, kayaya oyulmuş bir kilisedir. Kilise yapısının özelliği dış cephe olarak kaya yüzeyine oyulmuş apsisli ve kubbeli olmasıdır. Çevresine bitişik kaya odalarıyla birlikte 1000’li yıllarda yapılmış manastır yapısıdır.
Abdülkadir Geylani Türbesi - Afyonkarahisar
Abdülkadir Geylani’nin torunlarından olan Abdülkadir Geylani’ye ait bir türbe ve yanında cami bulunmaktadır. Türbe içinde ayrıca müritlere ait çok sayıda sanduka bulunmaktadır. Vesikalara göre Abdülkadir Geylani 17'nci asrın başlarında Bolvadin’e gelmiş, Şıhlar (Ağılönü) Mahallesi'nde bulunan Kadiri Tarikatı'nın tekkesini kurmuştur. Bu tekke misafirhane, çilehane, mektep, medrese ile bir külliye haline getirilmiştir.
Abdülkadir Geylani Türbesi nerede?
Abdülkadir Geylani Türbesi Afyonkarahisar Bolvadin İlçesi, Ağılönü Mahallesi'nde bulunmaktadır.
Kocatepe Atatürk Anıtı Ve Kitabesi - Afyonkarahisar
Kocatepe Atatürk Anıtı ve Kitabesi, Afyonkarahisar ili Merkez ilçesine bağlı Büyücik Kasabası sınırları içinde ve 1874 rakımlı Kocatepe üzerinde bulunmaktadır. Asfalt olan yolu, kar yoğunluğu nedeniyle kış mevsiminde kapalıdır. Kocatepe; Anadolu'nun ve Türk Ulusu’nun kurtuluşunu sağlayan Büyük Taarruz'un 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal tarafından başlatıldığı, sevk ve idare edildiği yerdir. Coğrafi yapısı itibariyle, Afyonkarahisar ve Sinanpaşa ovalarına hakim bir tepedir. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları 25 Ağustos 1922 akşamı Kocatepe‘ye gelerek 26 Ağustos sabahı Büyük Taarruz’u burada başlatmışlardır. Büyük Taarruz’un ilk safhasını burada tesis edilen karargâhından ve halen mevcut olan siperden bizzat sevk ve idare eden Başkomutan, 27 Ağustos 1922 günü öğle üzeri Kocatepe’den ayrılmıştır.
Milli Mücadele’nin temel taşlarından biri olan Kocatepe’ye, 1953 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nca kesme taştan anıt yapılmış ve üzerine çiçek kabartmalı mermer yazıt konulmuştur. 1993 yılında ise Kültür Bakanlığı tarafından Atatürk Anıtı ve çevre düzenlemesi yapılarak ziyarete açılmıştır. 4 ton ağırlığındaki Kocatepe Anıtı bronzdan yapılmış olup, kaidesi ile beraber 7.5 metre yüksekliğindedir.
Afyonkarahisar’da her yıl 26-30 Ağustos tarihleri arasında yapılan Zafer Haftası kutlamaları 26 Ağustos günü, Kocatepe’de yapılan ilk tören ile başlayarak 5 gün sürmektedir. Böylesine büyük bir öneme sahip olmasına rağmen ziyaretçi yoğunluğu oldukça düşüktür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna beşiklik eden, kısa sürede alınan kesin sonuçlu zaferleri ile hafızalarda yer eden bu alanı ilköğretim seviyesindeki çocuklarımızın ziyaret etmesinin sağlanması gerekir.
İhsaniye ilçesi, Karacaahmet Kasabası'nda camiye bitişik türbe ve türbe içinde Karacaahmet müridlerine ait sandukalar bulunmaktadır. Karacaahmet hakkında fazla bilgi yoksa da, Horasan erlerinden bir halk tabibi olduğu ve kurduğu tekkede akıl hastalarının iyileştiği söylenmektedir.
Afyonkarahisar Ulu Cami - Afyonkarahisar
Afyon Ulu Cami, Anadolu Selçukluları döneminde 1272-1277 yılları arasında Sancakbeyi Nusretiddun Hasan tarafından Mimar Emir Hacı Bey’e yaptırılmıştır. Anadolu'nun Orta Çağ dönemi ahşap direkli ve ahşap kirişli camilerinin en önemli örneklerinden biridir.
Gedik Ahmet Paşa Cami - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar merkez Kurtuluş caddesi'nde camiyi Sadrazam Gedik Ahmet Paşa, 1472’de Mimar Ayaz Ağa’ya yaptırmıştır. Caminin nakışları Abdüssamedoğlu Hasan tarafından yapılmıştır. Camiyi 1795’te Müftfzade Ahmet restore ettirmiştir.
Büyük Taarruz Şehitliği Ve Mustafa Kemal Atatürk Anıtı - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar'a 16 kilometre mesafede bulunan Antalya-İzmir yol kavşağında Işık (Sarıkız) Tepe üzerinde bulunmaktadır. İç Anadolu ve Marmara’dan Ege ve Akdeniz’e gidip gelen araçların görebileceği şekilde inşa edilen Şehitlik ve Anıt yılın her günü ziyarete açıktır. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa`nın 26 Ağustos 1922’de Kocatepe`de Büyük Taarruz emrini vermesiyle birlikte, 26-27-28 ve 29 Ağustos 1922 tarihlerinde 275 subay ve 2150 Mehmetçik olmak üzere toplam 2425 kahramanımız şehit düşmüştür.
Büyük Taarruz Şehitliği bu şehitler anısına yapılan, sembolik bir şehitliktir. 500 adet şehidin mezar taşları vardır. Şehitliğin ön kısımda şadırvan ve namazgâh vardır. Şehitlik duvarları beyaz Ayazini taşından yapılmıştır ve girişte 8 metre yükseklikte geleneksel mimari tarzda inşa edilmiş kemerli kapı bulunmaktadır. Buradan şehit mezarlarının bulunduğu bölüme geçilmekte ve arka kısmında kaidesi ile beraber 18 metre yükseklikteki Başkomutan Mustafa Kemal Anıtı yer almaktadır. Anıtın kaidesinde mermer bloklar üzerinde Büyük Taarruz’a katılan bütün komutanların ve birliklerin adları bulunmaktadır. Kaidenin diğer yüzlerinde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa`nın emir ve direktifleri yazılıdır. Anıt’ın iki yanında 45’er metrekarelik iki rölyef bulunmaktadır.
Afyonkarahisar Müzesi - Afyonkarahisar
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Afyonkarahisar’da kurulan Asar-ı Atika Muhipleri Cemiyeti’nin çabalarıyla Taş Medrese’de eski eserler toplanmaya başlanmış, 1931 yılında resmi müze deposu, 1933 yılında ise Müze Müdürlüğü haline getirilmiştir. 1933 yılından 1970 yılına kadar Taş Medrese’de karma müze (Arkeoloji ve Etnoğrafya) olarak hizmet veren kurum, 1971 yılında ikinci hizmet binasına taşınmıştır. 2023 yılında ise bugünkü müze binası hizmete açılmıştır.
Afyonkarahisar Müzesi
Müzenin kapalı teşhiri 5 katlı olup katlarda kronolojik olarak Kalkolitik, Tunç, Hitit, Frig, Lidya, Pers, Hellenistik Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bu dönemlere ait pişmiş toprak, taş mermer, kemik, cam, metal kap kacak, heykel ve sikke gibi araç ve gereçler, yöre insanın MÖ 3000’li yıllardan günümüze kadar yaşayışı, inancı, üretimi, ticareti hakkında oldukça önemli bilgiler vermektedir. Ayrıca günümüzdeki önemi nedeniyle sanayi haline gelmiş mermer ticareti ve sanatı ile ilgili bilgi veren mermer heykeller, lahitler, mezar taşları ve mimari parçalar, müzenin önemini artırmaktadır. Canlandırmalar, realistik mankenler ve multimedya ile desteklenen müze teşhiri oldukça zengindir. Müzenin 5. katı Kurtuluş Savaşı temasına sahiptir. Müzenin bahçesinde ise Roma ve Bizans dönemine ait mezar stelleri, lahitler, küpler, heykeller ile Osmanlı dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.
Afyonkarahisar Müzesi’nde Sergilenen Bazı Önemli Eserler
Apameia Lahti
Afyonkarahisar İli, Dinar İlçe merkezinde devlet hastanesi temel kazısında bulunmuş, MS 2. yüzyılın son çeyreğine ait, ince grenli beyaz Docimeium (İscehisar) mermerinden yapılmış bir lahittir.
Docimeiumlu sanatçılar tarafından yapılmış olduğu tahmin edilen girlantlı lahtin köşelerinde Nikeler, iki dar yüzde Medusa başları vardır. Geniş yüzlerden birinde girlant taşıyan Eroslar ve bunların arasında Akhileus ile Amazon kraliçesi Penthesileia’nın mücadelesi ve ayrıca lahit sahiplerini tasvir ettiği düşünülen kadın ve erkek büstleri yer almaktadır. Diğer uzun yüzde ise yine girlant taşıyan Eroslar ve bunların arasında Perseus ve Andromeda buluşması tasvir edilmektedir. Çatı biçimindeki kapakta ise üçgen alınlık içinde kalkan, köşelerde akroterler ve yan yüzlerde aslan başı çörtenler bulunmaktadır.
Figürin Başlı Testi
Erken Tunç Çağı’na ait testi, kırmızı astarlı ve el yapımı olup yuvarlak gövdeli, yuvarlak dipli, hafif gaga ağızlı ve tek kulpludur.
Figürin başı şeklinde süslemeye sahiptir. Figürin başının üstünde polos biçiminde silindirik bir çıkıntısı vardır. Kaş ve göz belirgin; burun kemerli, ağız ise tek bir çizgi halinde vurgulanmıştır. Figürin başlı olmasıyla nadir törensel kaplardan biridir.
Artemis Heykelciği
Kaide üzerinde ayakta Artemis adak heykelciğidir. Sağ elinde ok, sol elinde yay tutmaktadır.
Yanında başı eksik köpek ile betimlenmiştir. Kaide üzerinde iki satır adak yazıtı bulunmaktadır.
Synnada Sikkesi
MÖ 133 sonrasına ait bronz Synnada sikkesidir.
Ön yüzde Zeus’un çelenkli başı, arka yüzde ise üzerinde yıldız bulunan iki adet Dioskur başlığı (pileus) ve bunların arasında haşhaş ve buğday bitkileri betimlenmiştir.
Çavdarlı-Kovalık Höyük Heykel Grubu
Afyonkarahisar il merkezinin 17 km doğusunda bulunan Çavdarlı Köyü sınırlarındaki Kovalık Mevkii’nde 1964 yılında gerçekleştirilen yol yapım çalışması esnasında bulunmuş heykel grubudur. Eserlerin tümü adak malzemesi olup, boyları 110 cm ile 29 cm arasında değişmektedir. Bunlar 37 adet adak heykeli ve heykelciği, 13 adet heykel parçası, 9 adet adak steli, 2 adet adak sunağı, 2 adet büst, 6 adet heykel başı ve 2 adet hayvan heykelinden oluşan toplam 71 adet envanterlik eser grubunu oluşturmaktadır.
Bulunan tanrı ve tanrıça heykel ve heykelcikleri bir Pantheon oluşturacak çeşitliliktedir. Adak heykelleri arasında Apollon, Zeus, Kybele, Artemis, Nike, Men, Eros, Asklepios, Hygeia, Leto, Tyche, Afrodit, Herakles ve Tanrı-Kral Midas gibi tanrı ve tanrıçalar bulunmaktadır.
MS 2. yüzyıl sonlarına tarihlendirilen Çavdarlı-Kovalık Heykel grubu sayısal bakımdan dünyada tek örnektir. Yakın zamanda ülkemize getirilen Kybele heykeli de bu gruptandır.
Taşhan - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar merkez Umurbey Mahallesi, Yemeniciler Çarşısı’ndadır. Hoca Üveys Hanı olarak da anılan bina, XVII. yüzyılın ortalarında Kadı Abdullah Efendi tarafından kareye yakın planda ve iki katlı olarak yemenici esnafının da katkıları ile yaptırılmıştır. Han, moloz taştan kargir olarak yapılmıştır. Taşlar sıralı olup, aralarında tuğla dizileri kullanılmıştır. Tuğla yapının kemer kaburgalarında, tonozlu geçişte, ikinci kattaki kapı önü revağında ve saçaklarda kirpi biçimi çıkmalar vardır. Yapıda düzgün kesme taş kapının söve ve alınlıklarında, pencere ve söve taşlarında ve ikinci kat kemer ayaklarında kullanılmıştır. Ana girişi güney köşede olup, büyük kemerli ve çift kapılıdır. Tonozlu girişin her iki yanında camekanlı odacıklar vardır.
Yapının ortasında üstü açık avlu vardır. İçerde odalar avluya açılır. Birinci katın güney duvarındaki orta kemer sonradan üçgen alınlıklı çift kapı ile kapatılmıştır. Alınlıklar arasında yuvarlak pencere vardır. Kuzey duvarında ise değişik ölçülerde kapı ve pencereler vardır. Katlar arasına oluklu sundurma konmuştur. İkinci kata çıkış, batı yönündeki taş ve ahşap basamaklı merdivenlerle sağlanır. İkinci katta dört yönde revak vardır. İkinci kat odaları bu revaklara açılır. Revaklar, tuğla kaburgalı ve sivri kemerlidir. Üst katın oda pencereleri küçük ölçüde ve karedir. Güneydoğu yönünde küçük dükkanlar, güneybatı ve kuzeybatı da ise bitişik dükkanlar yapılmıştır. Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyonu tamamlanan Taşhan, 2018 yılı Mart ayında kültür ve turizm hizmetine sunulmuştur.
Mevlevi / Türbe Camii - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar merkez Mevlana Mahallesi'ndedir. Halk arasında “Türbe” ve “Mevlevi Camii” isimleriyle de anılır. Kuzey, batı ve güneyden sokakla, doğudan evlerle çevrilidir. Kuzey ve güneyden avluya girilen iki demir kapısı vardır. Kuzey kapısı aşağıda olup basamaklarla avluya, ikinci bir basamak dizisiyle caminin kapısına çıkılır. Caminin giriş cephesi doğuya bakar. Ana ünite türbe, semahane ve mescid, şerbethane, bacılar mahfili ve son cemaat yerinden oluşur. Ayrıca derviş hücreleri, matbah-ı şerif, selamlık dairesi, mezarlık ve harem daireleri de bulunmakta ise de bugün selamlık, mezarlık ve harem daireleri mevcut değildir.
Bina kesme taştan yapılmış kapısı üzerinde, kitabe yerine kabartma bir Mevlevi külahı yer alır. Tek şerefeli minaresi batıdadır. Bu binanın yıkılmasından sonra 1844’te Abülmecid tarafından yeniden yaptırılmıştır. Büyük yangın sonucu yanan Mevlevihane, 1905’de II.Abülhamit’in emriyle on dört bin altın harcanarak büyük bir onarım daha geçirmiştir. Kuzeye bakan cümle kapısından merdivenlerle çıkıldıktan sonra dedelerin hücreleriyle çevrili, ortasında şadırvan bulunan büyük bir avluya girilir. Eskiden Mevlevihane’nin doğusunda bulunan şeyh evi yangından sonra yıkılmıştır. Kapının sağındaki mutfağın bir bölümünde çilehane yer alır. Kasnağındaki renkli camlı pencereleriyle büyük kubbe, örtü sistemini oluşturur. Semahanenin doğusundaki şerbethanenin üst katında semahaneye bakan, kafeslerle çevrili kadınlar mahfili vardır. Semahanenin sol tarafı türbe bölümüdür. Türbede Mevlevi şeyhlerine ait 12 sanduka bulunmaktadır. Mevlana’nın torunlarından Aba Puş- i Veli, Sultan-ı Divani (Mehmet Semai Çelebi), Hızır Şah Çelebi gibi Mevlevi büyükleri ile Şah İsmail’in oğlu Elkas Mirza da burada yatmaktadır.
Günümüzde cami olarak kullanılan yapıyı son olarak Mimar Arif Turunç onartmıştır. Afyonkarahisar Mevlevihanesi’nin, tekkelerin kapatılmasından önce diğer mevlevihaneler arasında ayrı bir yeri vardı. Semahane, matbah ve öbür bölümleriyle birlikte esasen büyük mevlevihanedir. Mevlevilik töresinde Konya’dan sonra ikinci sırayı alır.
Albay Reşat Çiğiltepe Şehitliği - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar`ın güneybatısında, Sinanpaşa İlçesi'nin güneydoğusunda bulunan 1591 rakımlı Çiğiltepe üzerinde olup, Sinanpaşa İlçesi'ne 18 kilometre uzaklıktadır. 27 Ağustos 1922 günü Çiğiltepe’yi ele geçirmekle görevlendirilen 57'nci Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal'e tepeyi yarım saat içerisinde ele geçirmek için söz vermiş ancak sözünü yerine getiremeyince tabancasını şakağına dayayarak intihar etmiştir. Ne var ki bu kahramanın intiharından kısa bir süre sonra Çiğiltepe Türk askerleri tarafından ele geçirilmiştir.
Albay Reşat Çiğiltepe’nin Sandıklı İlçesi'nde bulunan mezarı, Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledilmiştir. Albay Reşat Çiğiltepe Şehitliği, görevini yerine getirmeyi canından aziz bilen 57'nci Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey ve o çevrede şehit düşenlerin anısına yaptırılmış olup 22.06.1996 tarihinde ziyarete açılmıştır. Şehitliğin girişinde Albay Reşat Çiğiltepe’nin bronzdan yapılmış büstü, ortasında ise çekilmiş bir kılıcı andıran dikili taş ve kitabeleri ile mermerden yapılmış şehit mezarları bulunmaktadır.
Frigya - Göynüş Vadisi - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar-Eskişehir devlet karayolunun 36'ncı kilometresinden kuzeybatıya (sola) sapılarak 2 kilometrelik bir yolculuktan sonra ulaşılır. İhsaniye İlçesi Kayıhan Beldesi'ndedir. Frig Dönemi'ne ait yerleşimin olduğu Frig Vadisi'nde yaklaşık 10 metre yükseklikte dik kayalar vardır. Bu kayaların cephelerinde kare görünümlü küçük kapı boşlukları bulunur. Bu kapılardan içeri girildiğinde odalarla karşılaşılmaktadır. Bu odalar Frig Dönemi'ne ait kaya mezar odalarıdır. Vadi içinde kale, Aslantaş, Yılantaş, Maltaş ve Kumcaboğaz anıtları vardır.
ASLANTAŞ: Aslantaş kaya mezar odasının ön yüzündeki kapı boşluğunun her iki yanında ayağa kalkmış, karşılıklı iki heybetli aslan ve ayakları altında birer yavru aslan ile kapı üstünde hayat ağacını andıran kütle ve bunun üstünde her iki yana uzanmış kanatlı güneş kursu, kabartma olarak yapılmıştır. Mezar odası, hafif tonoz tavanlı, sol tarafta ölüyü yatırmak için kline (sedir) bulunan küçük bir hücresi vardır. Aslantaş’ın önemli bir Frig kralın mezarı olduğu ve M.Ö.7'nci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. M.Ö.13'üncü yüzyıla ait olduğu da yeni yapılan incelemelerle söylenmektedir.
YILANTAŞ: Aslantaş’ın batısında aynı kayalıkların bulunduğu yerdedir. Anıt parçalandığı için üçgen tavan kirişleri görülmekte olup, anıtın dış tarafında bir aslan kabartmasının sadece baş ve bir ayak kabartması günümüze kadar gelebilmiştir. Kapıda, Medusa başlı yılan kabartması ile iki yanında da mızraklarıyla yılana saldıran iki savaşçı vardır. Bugün ters dönen kayanın altında olduğundan görülmemektedir. İçerdeki klinede bulunan hurma yapraklı sütun başlığı Frigler’in Çukurova’ya indikleri dönemlerde M.Ö.700 yıllarında yapıldığını göstermektedir.
MALTAŞ: Birbirine yakın Aslantaş ve Yılantaş anıtlarından yaklaşık 500 metre uzaklıkta olup, günümüzde zemine gömülü durumdadır. Üçgen çatılı bir tapınak cephesidir. M.Ö.7'nci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Gömülü bölümünde mihrap, ayrıca sol üst kenarda dikey yazıt vardır. Arka bölümde derin kuyu biçimi yarma vardır.
KUMCABOĞAZ: Maltaş’dan yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta Kayıhan’a doğru giden yol üzerindedir. Zemine gömülü durumda küçük bir kaya parçası üzerine niş içinde Kübele kabartması vardır.
Zafer Anıtı - Afyonkarahisar
Büyük Taarruz anısına, 1932 yılında Avusturalyalı heykeltraş Heinrick Krippel tarafından yapımına başlanan anıtın 25 Mart 1936 yılında açılışı yapılmıştır. Zafer Anıtı'ndaki (Utku Anıtı) heykel, kayalık arazide biri yatan diğeri ayakta iki erkek figürden oluşmaktadır. Bronz heykel gurubunun yüksekliği kaideden itibaren 5,15 metre anıt yüksekliği 7,95 metredir. Kaidesi Afyonkarahisar taşı olarak tanımlanan trakitten yapılmış olup, ağırlığı 3 tondur.
Ayazini Ören Yeri - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu 27'nci kilometreden sağa doğru 4,7 kilometre daha gidilerek ulaşılan Ayazini Köyü'nün, Frigler Dönemi'nden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Roma ve Bizans dönemlerine ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans Dönemi'ne ait kiliseler ve kaya yerleşimleri arazinin bu tür bir yerleşime elverişli olması nedeniyle oyularak yapılmış eserleridir. Aslanlı mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya dış ve iç mimarî olarak oyulmuş kilisesi gibi eserler bulunmaktadır. Ayrıca kaya kütlesinin oyularak yerleşime dönüştürüldüğü, içinde sarnıç bulunan Avdalaz Kalesi vardır.
AYAZİNİ KAYA EVLERİ
İhsaniye İlçesi Ayazini beldesi'nin girişinde ve belde içinde yolun sol yanında bulunan tüf oluşumu kayalık alan, Erken Bizans Dönemi'nde yer yer oyularak yerleşim yerlerine dönüştürülmüştür. Kimi evler tek odalı, kimileri yan yana ve üst üste birbirine bitişik veya ayrı biçimde oyulmuşlardır. Bazılarına basamaklarla çıkılmakta, bazılarına ise içten tünel biçimi geçişlerle ulaşılmaktadır. Bazı odalarda oturmak için sekiler, eşya ve aydınlatma aracı koymak için çeşitli büyüklüklerde nişler bulunmaktadır. Avdalaz Vadisi’nin girişinin her iki yanındaki kaya evlerin sol yandaki büyük ve çok katlı olup, bu kaya yerleşiminde eğimli tünel çıkışla ulaşılan geniş orta bölümünde dairesel yapılmış duvarda, yan yana koltuk dizileri ile orta boşlukta ocak, depo gibi kullanılan büyük ve derin çukurluklar bulunur. Bu bölümün yanında hafif yükseltili küçük oda içinde, kayaya oyulmuş alaturka denilen tuvalet yapılmıştır. Tuvaletin deliği ise kaya dışına açılmıştır. Aynı tuvaletten yolun sağ yanındaki kaya yerleşiminde de vardır. Avdalaz Vadisi’nin üst ucunda kale olarak adlandırılan kaya kütlesi de iç içe ve üst üste oyularak günümüz apartmanları gibi, çok hacimli yerleşim yerine dönüştürülmüştür. Bu kayanın zemininde, derine oyulmuş sarnıç bulunmaktadır.
Karacaahmet Türbesi - Afyonkarahisar
İhsaniye ilçesi, Karacaahmet Kasabası'nda camiye bitişik türbe ve türbe içinde Karacaahmet müridlerine ait sandukalar bulunmaktadır. Karacaahmet hakkında fazla bilgi yoksa da, Horasan erlerinden bir halk tabibi olduğu ve kurduğu tekkede akıl hastalarının iyileştiği söylenmektedir.
Afyonkarahisar Ulu Cami - Afyonkarahisar
Afyon Ulu Cami, Anadolu Selçukluları döneminde 1272-1277 yılları arasında Sancakbeyi Nusretiddun Hasan tarafından Mimar Emir Hacı Bey’e yaptırılmıştır. Anadolu'nun Orta Çağ dönemi ahşap direkli ve ahşap kirişli camilerinin en önemli örneklerinden biridir.
Afyon Kalesi’nin dibinde yer alan Ulu Cami, 16. yüzyıldan başlamak üzere bazı tarihi kayıtlarda “Cami-i Kebir” ya da “Hocabey Camisi” olarak da adlandırılmıştır.
Caminin kârgir kalın duvarlar üzerine toprak damlı iken bugün çinko ile örtülmüş olan çatısı, beş sırada sekizerden 40 ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Ahşap sütunlar üzerine konan ahşap sütun başlıkları, sarkıt ve baklava dilimlidir.
Caminin taş mihrabı 6 mukarnas ile süslenmiştir. Ahşap minberde ise geometrik desenler, üçgen panolar ve geçmeler bulunmaktadır. Caminin kalem işi bezemelerinin önemli bir bölümü, 1946-1953 yılları arasında tahrip olmuş; sütun ve sütun başlıklarının bazıları da değiştirilmiştir. Eski ahşap sütun başlıklarından bir kısmı, günümüzde Afyonkarahisar Müzesi’nde ve açık ortamda sergilenmektedir.
Caminin doğuya, batıya ve kuzeye açılan üç kapısı vardır. Selçuklu tarzı oymalı ve iki kanatlı minber kapısı üzerindeki kitabede ilk yapım tarihini belirten yazı bulunmaktadır.
Ahşap mimarisiyle ve beden duvarına bitişik minaresiyle Selçuklu döneminin en güzel örneklerinden biri olan cami, Afyonkarahisar Ulu Cami, Anadolu’nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Hipostil Camileri olarak 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilen beş camiden biri olmuştur. Listedeki diğer camiler Eskişehir’deki Sivrihisar Ulu Cami, Ankara’daki Ahi Şerafettin (Arslanhane) Camisi, Konya’daki Eşrefoğlu Camisi ve Kastamonu’daki Mahmut Bey Camisi'dir.
morium Antik Kenti - Afyonkarahisar
Amorium (Hisar), Ankara'nın 170 kilometre güneybatısında Afyonkarahisar'ın 70 kilometre kuzeydoğusunda ve Emirdağ İlçesi'nin 12 kilometre doğusunda yer alan ve M.Ö.2000'li yıllardan itibaren Hitit, Phryg, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Alandaki en erken yerleşimin merkezi Yukarı Şehir olarak adlandırılmış olan höyüğün bulunduğu bölgedir. Yukarı Şehir, höyüğün kenarlarında hala izleri görülebilen Bizans dönemi sur duvarlarıyla, Aşağı Şehir de bütün şehri kuşattığı takip edilebilen bir koruma (sur) duvarıyla çevrilidir. Sit alanında Klasik ve Hellenistik dönemlere ait arkeolojik kalıntılar olmamasına rağmen Amorium'un o dönemlerde Orta Anadolu tarihinde önemli bir rol oynamıştır.
Amorium'un, Roma Senatosu tarafından bölgede kendi parasını basma izni verilen ilk şehirler arasında oluşu, M.Ö.1'inci yüzyıl başlarında Doğu Phrygia'da önemli bir pozisyonda olduğunu göstermektedir. Amorium Geç Antik Dönem'de düzenli yapılan festival ve fuarlarıyla civar kasabalardan çok sayıda insanı çeken önemli bir ticaret şehri olmalıydı. Geç Roma şehrinin önemli bir diğer özelliği de İmparator Zenon (M.S.474-491) dönemine tarihlenen sur duvarlarıdır. M.S.640 yılından itibaren Amorium Anadolu'da Bizans ordusunun askeri karargahı ve sonra da Anatolikon Thema'sının (eyalet) başkenti olmuştur. Bizans Dönemi'nde yaşanan Karanlık Çağ boyunca (M.S.7'nci yüzyılın ortasından 9'uncu yüzyılın ortasına kadar) Amorium Arap saldırılarına karşı Bizans topraklarının korunmasında güçlü bir kale görevi görmüştür. M.S.838 yılında Harun Reşid'in oğlu Mutasım'ın (M.S.833-842) ordusu tarafından kuşatılan, M.S.931'de Tarsus Emir'i tarafından ateşe verilen kent, kazılardan elde edilen verilere göre M.S.10 ve 11.'inci yüzyıllarda askeri ve stratejik önemini yeniden kazanmıştır. M.S. 1116'da Amorium'un Selçukluların elinde olduğu bilinmektedir.
Amorium'da ilk çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Harrison, 1988'den 1992 yılına kadar kentin güneybatısındaki şehir surlarında, kentin güneyinde kalan ve Geç Roma- Erken Bizans Dönemi'ne tarihlenen 'Büyük Bina' olarak adlandırılmış alanda, Aşağı Şehir Bazilika'da ve Yukarı Şehir'de 14. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl sonuna tarihlenen 'L' açması olarak adlandırılmış alanda kazı çalışmaları gerçekleştirmiştir. Amorium Kazıları Projesi 1993-2009 yılları arasında Dr. Chris Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. Dr. Lightfoot 1990 yılında Aşağı Şehir Kilise kompleksinde başlatılan çalışmalara devam etmiştir. Bu çalışmalarda kompleks içinde ana kilise, vaftizhane ve birçok mezar ortaya çıkarılmıştır. Aşağı Şehir surlarında üçgen planlı kulenin batısında yer alan kapıda, 1996 yılında Aşağı Şehir Kilisesi'nin kuzeyinde, sit alanının yaklaşık olarak ortasında yer alan ve 'Büyük Mekân' olarak adlandırılan alanda çalışılmaya başlanmıştır. Bu alanda 2001 yılında MS. 6.-9. Yüzyıllar arasına tarihlenen bir Bizans Hamamı ve döşemesiz bir sokak ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bu alanın, kentin önemli bir şarap üretim merkezi olduğu anlaşılmıştır.
Döğer Kervansarayı - Afyonkarahisar
İhsaniye İlçesi'ne bağlı Döğer Kasabası'ndadır. II.Murat tarafından yaptırılmış Osmanlı eseridir. İki katlı han bölümü ile develiği bulunan iki bölümden ve eyvan biçimi taç kapıdan oluşan mimarisi ile örnek bir yapıdır. İki katlı hanın, üst odaları yolcuların yatma; alt kat ise dinlenme yeridir. Odalardan ikisi kubbeli, diğeri kemerli tonoz örtülüdür. Ortadaki eyvanı, mescittir. Binanın dışı ve çatısı ile iki kubbe külahı, yerli tüf, kesme taş ile kaplıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1991-93 yıllarında restore çalışmaları yapılmıştır.
Zafer Kent Ormanı - Afyonkarahisar
Yaklaşık 1,5 milyon metrekarelik alanda oluşturulan kent ormanı en iyi şekilde düzenlenerek halkımızın hizmetine sunulmuştur. Yapılan anketle şehir sakinlerinin görüşleri doğrultusunda 'Zafer Kent Ormanı' ismi verilen ormanda; kır lokantası, kır kahvesi (kahvaltı evi) satış üniteleri, şelale, 100 kişilik amfi tiyatro, yel değirmeni, adrenalin tepesi, aletli spor alanı, bisiklet yolu, atla gezi yolu ve çocuk oyun parkı bulunan ormanda, gezinin yanı sıra dağcılık gibi çeşitli sporlar da yapılabilmektedir. Diğer kent ormanlarından ayrılacak şekilde farklı objelerle de süslenen Zafer Kent Ormanı'nda Yörük Çadırı ve suyun ışıklarla dans ettiği süs havuzu yer almaktadır.
Tarihi Afyon Evi - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar’da tarihi dokuya sahip, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli ve dış cephe korumalı 400 civarında ev bulunmaktadır. Kentsel sit alanı içerisinde koruma altına alınan bu evler şehrin kale çevresindeki ilk yerleşim yerleridir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nce gönderilen ödeneklerle ilin merkez kentsel sit alanı içerisinde ve ilçelerinde kalan ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylı Koruma Amaçlı İmar Planı doğrultusunda tescilli ve tescilsiz yapılarda Sokak Sağlıklaştırma Uygulaması ve Restorasyon çalışmaları kapsamında 2002 yılından beri toplam 253 adet konut ve işyerinin sokak ve caddeye bakan dış cepheleri ile çatıları onarılmıştır.
Kentsel Sit içerisinde 18 mahalle mevcuttur. Bu alanda 214 konut, 16 cami, 10 türbe, 14 çeşme, 3 hamam, 1 han, 1 bedesten, 1 kilise kalıntısı mevcuttur. Kentsel sit alanı içerisindeki konutların bir kısmı restore edilmiş olup, çevreden ve il dışından gelenler tarafından ziyaret edilmektedir. Genellikle Afyon Kalesi’ne çıkan turistler şehir merkezine doğru inerken Afyonkarahisar Tarihi Evleri’ni de ziyaret etmektedirler. Bu Alandaki bazı konaklar (Mihrioğlu Konağı, Şehitoğlu Konağı gibi) turizme açılmıştır ve gelen ziyaretçilerin dinlenebileceği, yöreye ait yemeklerin de tadılabileceği turistik tesisler haline getirilmiştir.
Sultan Divani Mevlevihanesi - Afyonkarahisar
Anadolu’da kurulan ilk mevlevîhânelerdendir. Kuruluşu 13'üncü yüzyıla kadar dayanır.
Tarih boyunca birçok önemli icraata merkez olmuş Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, Konya Mevlevîhânesi'nden sonra önemli mevlevîhânelerdendir. Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, özellikle 16'ncı yüzyılda Hz. Mevlânâ’nın yedinci kuşak torunlarından Sultan Dîvânî zamanında mevlevîlik açısından çok önemli bir merkez olmuştur.
“40 Hatimli Şifalı Aşûre” geleneği ilk defa Sultan Dîvânî zamanında Afyonkarahisar Mevlevîhânesi’nde başlamış ve birçok mevlevîhâneye buradan yayılmıştır. Günümüzde bu geleneği devam ettiren tek mevlevîhânedir.
Birkaç defa yangın geçirmiş olan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, 1902’deki büyük yangından sonra tamamen yanmış ve bugünkü haliyle Şeyh Celâleddin Çelebi zamanında 1908’de hizmete girmiştir.
Bahçesinde Derviş Odaları, Matbah, Hâmuşân (Mezarlık) bulunan mevlevîhâne, son olarak 2008 yılında restore edilmiş ve 30 Aralık 2008 tarihinde “Sultan Dîvânî Mevlevîhâne Müzesi” adıyla hizmet vermeye başlamıştır.
Aslankaya - Afyonkarahisar
İhsaniye ilçesi, Döğer Kasabası, Üçlerkayası Köyü arasında bulunan Emre Gölü kıyısındadır. Aslankaya, yüksek bir kayanın güney yüzü, dikey kesilmiş üçgen çatılı bir tapınak cephesidir. Üçgen çatının kiriş boşluklarında karşılıklı iki sfenks (insan başlı aslan), ana cephede niş içinde iki aslan arasında Kibele bulunmaktadır. Ana cephe geometrik desenli kabartmalarla süslüdür. Anıtın iki yan yüzleri de kesilmiş, kuzey yanına kükremiş ve iki ayağı üzerine şaha kalkmış bir aslan yapılmıştır. M.Ö. 7'inci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Büyük Taarruz Karargahı - Afyonkarahisar
Mustafa Kemal Paşa, 24 Ağustos 1922 Perşembe günü akşam saatlerinde Şuhut'a ulaşmıştır. Paşalar ve maiyetindekilerin kalacakları evler 23 Ağustos 1922 günü Şuhut'a gelen 1'nci Ordu Komutanı Nurettin Paşa ve Oynağanlızade Osman Ağa tarafından belirlenerek en iyi şekilde hazırlanmıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın kaldığı Yalı Mahallesi Eğri Sokak'la Çeşme Sokağı'nın birleştiği yerdeki Hacı Veli Konağı (Büyük Taarruz Karargahı) aynı zamanda geçici karargah olarak kullanılmıştır. Konakta Atatürk'le beraber Başyaver Salih Bozok, İkinci Yaver Muzaffer Kılıç, Refakat Subayı Yüzbaşı Mahmut Soydan, ve Emir Çavuşu Ali Metin kalmıştır.
Hacı Veli Konağı, 24-25 Ağustos 1922 günleri Başkumandanlık, Genelkurmay Başkanlığı, Batı Cephesi Komutanlığı ve 1'nci Ordu Komutanlığı'nın müşterek karargah binası olarak kullanılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'un son hazırlık çalışmalarını burada yapmış ve "Anadolu ile dış dünya arasındaki bütün haberleşmenin kesilmesi" emrini bu konakta vermiştir.
24 Aralık 1999 tarihinde Kültür Bakanlığı adına Hazine tarafından kamulaştırılan Konak, 2003 yılında restorasyon çalışmaları ile ayağa kaldırılmış ve 2005 yılında "Atatürk Kültür ve Sanat Evi" olarak hizmete açılmıştır. Hacı Veli Konağı, sonradan "Şuhut Atatürk Evi" olarak, "Atatürk Evleri" kervanına katılmıştır. Büyük Taarruz Karargahı “Atatürk Evi” olarak da bilinmektedir.
Çay Kervansarayı (Taşhan) - Afyonkarahisar
Selçuklu Dönemi taş külliyesine ait bir yapıdır. Avlulu ve kapalı kervansaray tiplerindendir. Avlusu tahrip olmuş, kışlık kapalı kısmı korunagelmiştir. Kare planlı, merkezde üzeri ışıklıklı dört fil ayağı ve çevresinde 12 ayak üzerinde tonoz örtülü, dıştan destek çıkıntılı kale görünümlü, taç kapılı kargir bir yapıdır. Ebul-Mücahhit Yusufhan tarafından III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, 1278 yılında Mimar Mehmet oğlu Oğul Bey’e yaptırılmıştır. Mimarın simgesi olan pars arması kapı üstüne işlenmiştir. Kare planı ile Anadolu Selçuklu Dönemi mimarisinin tek örneğidir.
Zafer Müzesi - Afyonkarahisar
Müze binası 1913-1914 yıllarında Belediye Başkanı Esbabzade Hüseyin Tevfik Efendi tarafından Hükümet Konağı ile birlikte belediye hizmet binası olarak kullanılmak üzere iki katlı ve kârgir olarak Ermeni ustalara yaptırılmıştır. Binanın doğuda, batıda ve güneyde olmak üzere üç kapısı vardır. Alt ve üst pencere sayıları birbirine eşittir. Alt kat pencereleri basık, üst kat pencereleri sivri kemerli, pencere kenarları ile köşeleri çıkıntılı kesme taştan yapılmıştır. Zemin katta on oda, bir toplantı salonu ve sahnesi, üst katta ise sekiz oda, bir antre ve bir büyük salon vardır.
Belediye binası, 27 Ağustos 1922’de Afyon’un düşman işgalinden kurtulmasından sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Garp Cephesi Hareket Şube Müdürü Tevfik Bıyıklıoğlu tarafından Batı Cephesi karargâh binası olarak kullanılmış, Başkomutan Meydan Muharebesi burada planlanmıştır. Bina bu bakımdan büyük bir öneme sahiptir. 1935 yılında yeni belediye binası yapılınca boşaltılan bina 1985 yılına kadar farklı amaçlarla kullanılmış, 1985 yılında Başkomutan Tarihî Millî Park Müdürlüğü’ne Zafer Müzesi yapılmak üzere devredilmiştir.
Müzede Kurtuluş Savaşı ile ilgili bilgiler, fotoğraflar, topografik harita, pano, belge ile silahlar, savunma telleri, konserve kutuları gibi savaşta kullanılan malzemeler ile Zafer Anıtı’nın açılışı için özel olarak yaptırılmış gümüş makas olmak üzere 213 adet eser yer alır. Atatürk, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Tevfik Bıyıkoğlu ve diğer komutanların kaldıkları odalar da yeniden düzenlenerek 1995 yılında hizmet vermeye başlamıştır.
Taş Medrese (Gedik Ahmet Paşa Medresesi) - Afyonkarahisar
Gedik Ahmet Paşa Camii’nin güney doğusunda, hamam ve camiye oranla daha yüksek bir teras üzerine, mimar Ayaz Ağa tarafından külliyenin bir bölümü olarak yapılmıştır. Kesme taş kaplamalı, 2 büyük, 24 küçük kubbeli dikdörtgen planlı bir yapıdır. Girişi batıdadır. Ortada bir avlu, avlunun her iki yanında revaklar ve revaklara açılan 7’şer hücre ve bir dershane ile yazlık eyvandan meydana gelen Osmanlı medreselerinin tipik bir örneğidir. Vakfiyeden öğrenilene göre medrese, cami ve imaretten sonra yapılmıştır. Girişte avlunun iki tarafında dörder mermer direk ve kemerler üzerine oturan beşer kubbeli revaklar bulunmakta olup, revak ve hücre kubbeleri kasnaksız ve basık yapılmıştır. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde: “….ve bir medresesi var 70 hücredir. Dersamı ve talebeleri mevcuttur. Müderrisin mabeyninde payesi âli bir medresedir ve …” diye tanımlamaktadır.
Medrese 1543-1544’den önce derece itibariyle otuzlu, 1565-1566’dan önce ise ellili medreseler arasında bulunuyordu. XX. yüzyılın başlarına kadar medrese olarak kullanılan bina, Cumhuriyet’in ilk yıllarında onarılarak önce (1931) Müze Deposu, 1933 yılından 1971 yılına kadar Müze Müdürlüğü olarak hizmet vermiş, arkasından uzun yıllar boş kalmış, yapılan tamir ve restorasyon sonunda, 1995-1997 yıllarında Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmıştır.
Giresunlular Şehitliği - Afyonkarahisar
İscehisar İlçesi'ne bağlı Doğanlar Köyü'nde bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşı sırasında Giresunluların oluşturduğu 47'nci Alay tarafından ele geçirilen Dedesivrisi’nde (Sivritepe) şehit olan 14 Giresunlu için 1967 yılında Giresunlu Hacı Ahmet Halis Asal tarafından ilk düzenlemesi yapılmış, 1990 yılında ise bugünkü anıt ve mezarların bulunduğu şehitlik haline getirilmiştir. Giresunlu Hacı Ahmet Halis Asal'ın vasiyeti üzerine 1977 yılında vefatından sonra silah arkadaşları olan şehitlerin yanına defnedilmiştir.
Millet Hamamı - Afyonkarahisar
Tac-ı Ahmet Mahallesi, Hamam Aralığı Sokağı'ndadır. Güneyden kuzeye doğru eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş olan yapının kuzey kesiminde erkekler kısmı, güney kesiminde ise kadınlar kısmı yer almaktadır. Yapının doğu cephesinde yer alan kadınlar kısmı soyunmalığı, cephenin güney kanadına bitiştirilmiş durumdadır. Bu cephe üzerinde yer alan külhan, soyunmalığın kuzey duvarına bitişiktir. Cephenin kuzey kesiminde üç adet pencere açıklığı yer almaktadır. Doğu cephesinin kuzey ucunda yer alan erkekler kısmı soyunmalığına, sekiz basamaklık bir merdivenle ulaşılmaktadır. Soyunmalık, girişin iki yanında birer kare mekan; ortada büyük bir dağılım mekanı ve bunun batısında kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir mekandan oluşmaktadır. Kuzey-güney yönünde uzanan dikdörtgen bir plana sahip ılıklık mekanının üzeri, aynalı tonozla örtülüdür. Mekanın doğu duvarı üzerinde, yuvarlak kemerli iki giriş aralığı yer almaktadır. Sıcaklık, kubbeyle örtülü kare bir mekan ve bu mekanın doğu ve kuzey kenarları üzerine yerleştirilmiş, aynalı tonozuyla örtülü birer halvet hücresinden oluşmaktadır. Kadınlar kısmı soyunmalık mekanı, yapının doğu cephesinin güney kesiminde dikdörtgen bir çıkıntı oluşturmaktadır. Bu dikdörtgen mekanın kuzey cephesinin doğu ucunda, basit silmelerle çerçevelenmiş bir taç kapı yer almaktadır. Kadınlar kısmı soyunmalığı ortasında yer alan fıskiyeli havuz, Afyon Arkeoloji Müzesi bahçesindedir. Ilıklık, doğu-batı yönünde uzanan, üzeri aynalı tonozuyla örtülü, dikdörtgen bir mekandır. Kuzey duvarının doğu kesiminde iki giriş açıklığı vardır. Bu kapılar, üzeri bir aynalı tonozuyla örtülü, doğu-batı yönlü dikdörtgen bir mekana açılmaktadır. Sıcaklık, erkekler kısmında olduğu gibi kubbeli bir orta mekan ve bu mekana açılan, aynalı tonozuyla örtülü iki halvet hücresinden oluşmaktadır. Su deposunun kuzey-güney yönünde uzanan, dikdörtgen şekilli bir mekan olduğu anlaşılmaktadır. Yapılış tarihi bilinmemekle birlikte, XVII.-XVIII. yüzyıl Osmanlı yapılarına benzemektedir. Yangın sonucu 1911 yılında kadınlar soyunmalığı mahallede yaşayan Ermenilerce yeniden yapılmıştır. 1955 yılında ise erkekler soyunmalığı yapılmıştır.
Sultandağı Kervansarayı - Sahipata Kervansarayı - Afyonkarahisar
Sultandağı ilçe merkezindedir. Yazıtına göre 1249 yılında II.İzzeddin Keykavus’un beylerinden Fahreddin Ali bin Hüseyin (Sahipata) tarafından yaptırılmıştır. Yapı, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı beş sahınlı kapalı bölüm ve daha büyük boyutlu kare planlı avludan oluşmaktadır. Kapalı bölümdeki sahınların üzeri sivri tonozla örtülmüştür. Yalnızca orta sahanın ortasında kubbe dikkati çeker. Avlunun ortasında dört paye üzerinde yükselen çift taraflı merdivenle çıkılan kare planlı üzeri kubbe ile örtülü köşk mescit bulunur. Kuzeybatısında çift sıra revak görülen avlunun güney bölümü büyük ölçüde yıkılmıştır. Avlunun doğusunda eksende dışa taşkın ve cepheden yüksek tutulmuş taçkapısı bulunmaktadır.
Yunus Emre Türbeleri - Afyonkarahisar
Sandıklı İlçe Merkezi’nde ve İhsaniye ilçesi Döğer Kasabası'nda Yunus Emre adına yapılmış iki türbe bulunmaktadır. Sandıklı’da ayrıca Tabduk Türbesi vardır. Sandıklı’daki mezar belediye tarafından yeniden yapılmıştır. Döğer’deki türbe ise tonoz örtülü kesme taşlı, batıdan girişli dikdörtgen planlı kargir XVII. yüzyıl yapısıdır.
Hayran Veli Sultan Türbesi - Afyonkarahisar
İhsaniye İlçesi Kayıhan Kasabası'nda, Hayran Veli Camii’ne bitişik bir türbedir. Türbe içinde müritlere ait çok sayıda sanduka vardır. Horasan erlerinden bir halk tabibi olup, bir tür cilt hastalığını iyileştirdiği söylenmektedir.
Mısri Camii - Afyonkarahisar
Mısri Mahallesi'nde Hacı Eyüp Mısri Sokağı'ndadır. 1483’te Şakkancıoğlu Evliya Kasım Paşa yaptırmıştır. Kesme moloz taştandır. İki büyük kubbeyle örtülüdür. Doğu duvarı bitişiğinde bulunan minaresinin tabanı kesme taştan, gövdesi tuğladandır. Mukarnaslı mihrabında, mavi lacivert tonlarda yazı ve geometrik desenli çiniler vardır. Minberi mermerdendir.
Asar Kalesi - Afyonkarahisar
Asar Kalesi, Afyonkaarhisar Bayat İlçesi’nin 4 km. kadar batısında, Köroğlu Dağı eteklerinde önemli yükseltide konik bir dağ ve kaya kütlesi olup, açık bölümlerin üzeri surla çevrelenmiştir. Sur içinde tonozlu sarnıç, dinsel ve idari yapılara ait temeller bulunmaktadır. Asar Kale’nin doğu kısmında bulunan kayalıklara oyulmuş yerleşim yerleri, kilise, gözetleme ve savunma amaçlı kullanılan mazgallar bulunmaktadır. Roma ve Bizans döneminde kullanılan Asar Kale’nin, savunma ve gözetleme amacıyla kullanıldığı bilinmektedir.
Kadınana Türbeleri - Afyonkarahisar
Selçuklu Sultanı III. Alaaddin Keykubat’ın Afyon’a yerleşen ve Afyon halkı için hizmet eden Asiye, Melek Peyker ve Naime Gevher Hanım adlı üç kızına ait iki türbe vardır. Bunlardan ilki Asiye Hatun için yapılmış, tek kubbeli kare planlı bir yapı olup, 1940’ta onarım görmüştür. Kemerli kapısı doğuya bakar. Türbede tek sanduka vardır. Kadınana Caddesi'ndeki bu türbede yatmakta olan Asiye Hatun, halk için çok sayıda mezar yaptırmıştır. Mevlevi (Türbe) Camii yakınındaki kırma çatılı, kârgir yapılı türbe içinde yatan Melek Peyker, açıktan gelen şehir suyunun ark içinde gelmesi için; Naime Gevher ise şehir içindeki kanalizasyon ve köprülerin yapımı için, bilgilerini ve maddi güçlerini ortaya koymuşlardır.
Emre Tekkesi (Yunus Dergahı) - Afyonkarahisar
İhsaniye İlçesi'ne bağlı Döğer Kasabası'nda, Emre Gölü’nün güneydoğusundaki bir tepe üzerindedir. Kesme taş kaplamalı dikdörtgen prizmal bir yapıdır. XVIII.yüzyıl sonu Osmanlı eseridir. Tekkenin kapısı güney yönünde olup avluya açılır. Batı eteğinde bulunan temel kalıntılarının, XVII.-XVIII yüzyılda varlığı bilinen Emre Köyü’ne ait olduğu sanılmaktadır. Yapı içten tonoz, dıştan üçgen çatı biçiminde olup taş kaplamadır. İç duvarları sıvalı ve badanalıdır. Sıva üzerinde duvar süslemelerine ait izler görülür. Yapıda yer yer Bizans Dönemi'ne ait devşirme taşlar bulunmaktadır.
Aslantaş - Afyonkarahisar
Frig Dönemi'ne ait kaya mezar odalarından biri olan Aslantaş Kaya Mezar Odası'nın ön yüzündeki kapı boşluğunun her iki yanında ayağa kalkmış, karşılıklı iki heybetli aslan ve ayakları altında birer yavru aslan ile kapı üstünde hayat ağacını andıran kütle ve bunun üstünde her iki yana uzanmış kanatlı güneş kursu, kabartma olarak yapılmıştır.
Mezar odası, hafif tonoz tavanlı, sol tarafta ölüyü yatırmak için sedir bulunan küçük bir hücresi vardır. Aslantaş’ın önemli bir Frig kralının mezarı olduğu ve M.Ö. 7'nci yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. M.Ö. 13'üncü yüzyıla ait olduğu da yeni yapılan incelemelerle söylenmektedir.
Bininler Kaya Evleri - Afyonkarahisar
Bininler Kaya Evleri Şuhut ilçesi, Senir köyünde, köyün 4 km kadar batısında ulaşımı zor dağlık bir arazidedir. Senir deresinin kuzey yakasındaki andezit özellikli dere boyunca yaklaşık 150-200 metre uzunluktaki kayalık arazideki küçük dereciklerle ayrılan üç bölüm halinde yan yana ve üst üste oyularak yapılmışlardır. Evlerin alt katları hayvan, üst katları ise insan barınma yerleri olarak yapılmıştır. Bazı kayaların mezar teknesi veya odası biçiminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Roma ve Doğu Roma döneminde kullanılmıştır.
Anıtkaya Kervansarayı / Eğret Kervansarayı - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar Merkez Anıtkaya Köyü'ndedir. 14'ncü yüzyılda Germiyanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Üç sahanlı olup, orta sahanı daha geniştir. Kesme taşlı, iki sıra fil ayakları arası, ortası geniş, yanları dar, kemerli tonozlarla örtülüdür. Yanları çift kemer sütunlarla süslü taç kapılı, moloz taş üzeri, kesme taş kaplamalı kargir yapıdır.
Sandıklı Ulu Camii - Afyonkarahisar
Sandıklı ilçe Merkezi’nde, çarşı içindedir. Önce mescit iken sonradan camiye dönüştürülmüştür. Cami, Bahattin Ömer Bin Alaaddin tarafından Mimar Ayder’e H.780 (M.1379) yılında yaptırılmıştır. Kare planlı, tek kubbeli, minareli bir yapıdır. Daha sonra son cemaat yeri eklenmiştir.
Çeşmeli Konak (Afyon Kültür Ve Çevre Evi) - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar İli, Merkez Nurcu Mahallesi, Milli Birlik Caddesi No: 59-61’de bulunan Çeşmeli Konak, tapuda 36 pafta, 534 ada ve 16-17 parsel numaralarıyla kayıtlıdır. Son Dönem Osmanlı eseri olup cephesinde yer alan anıtsal çeşme ile bütünlük sağlamaktadır. İpek ve kumaş ticaretiyle uğraşan Kahvecioğlu İsmail Efendi tarafından önce hayır amaçlı olarak çeşme yaptırılmış, daha sonra kendi ailesinin ihtiyacı olan konak inşa ettirilmiştir. Konağın giriş kapısındaki yazıtta Hicri ve Rumi olmak üzere iki tarih (1324 ve 1322) bulunmaktadır. Buradan konağın Miladi 1906 yılında bitirildiği anlaşılmaktadır.
Üst kat çıkmalı, çıkma ortasında balkon girinti boşluğu üzerinde çatı odası (cihannüma) ile altında kesme taş kaplamalı çeşmesi bulunan, sosyal amaçlı cephe mimarisi olan örnek yapılardan biridir. Dış görünümü ve sokak bütünlüğü nedeniyle çevresel niteliğinin önemi açısından Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 25.06.1983 gün ve A-4432 sayılı kararıyla korunması gerekli eski eser olarak tescil edilmiştir. Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 11.07.1980 ve A-2314 sayılı kararı ile korunması gerekli eski eser olarak tescil edilen çeşme ise Afyonkarahisar Müzesi’ndeki kayıtlarda “Sülüm Çeşmesi II” adıyla geçmektedir. İlk yapıldığında tek bir konut olan Çeşmeli Konak, ilerleyen yıllarda miras yoluyla ifraz edilerek dikey olarak ortadan iki parsele ayrılmış ve ayrı kapısı olan iki ayrı konut durumuna getirilmiştir.
03.10.2002 tarihinde kamulaştırıldıktan sonra Kültür Bakanlığı’na tahsis edilen evin rölöve ve restorasyon projeleri, Afyon Valiliği İl Özel İdaresi’nin imkânlarıyla, Afyon Kocatepe Üniversitesi Meslek Yüksek okulu Restorasyon Bölümü öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından hazırlanan rölöve ve restorasyon projeleri 08.08.2003 tarihinde Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na teslim edilmiş ve 15.08.2003 tarih ve 2504 sayılı karar ile restorasyon izni alınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da 75 milyar liralık ödenekle destek olduğu restorasyon 31.12.2004 tarihinde bitirilmiştir. 2011 yılından beri Alimoğlu firmasına tahsis edilen konak; halen Alimoğlu Kültür ve Sanat Merkezi(AKSAM) olarak faaliyette göstermekte ve konakta tarihi ve kültürel, sanatsal eserleri sergilenmekte ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.
Anıtkaya Şehitliği - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar-Kütahya karayolu üzerinde, Anıtkaya Kasabası'ndaki bir höyük üzerinde üst terasta, Kurtuluş Savaşımız sırasında 28 Ağustos 1922 günü 13'üncü ve 20'nci Alaydan şehit olanların anısına 1924 yılında piramidal bir anıt dikilmiştir. 1972 yılında çevre düzenlemesi yapılmıştır.
Yüzbaşı Agâh Efendi Şehitliği - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar ili merkez ilçesine bağlı Büyük Kalecik Kasabası içerisindedir. Afyonkarahisar şehir merkezine 12 kilometre uzaklıktadır. Büyük Taarruz’un 2'nci günü, 27 Ağustos 1922'de kendilerinden çok güçlü olan 2 bin 500 kişilik düşman tümeni ile Başkomutanlık karargâhının bulunduğu Kocatepe’ye tek geçit yeri olan Kalecik ve Kurtkaya bölgesini almakla görevlendirilen 24 yaşındaki 12'nci Tümen 36'ncı Piyade Alayı 6'ncı Bölük Komutanı Bayburtlu Ziver Bey oğlu Yüzbaşı Agâh Efendi, komutasındaki 150 Mehmetçik ve Sinoplu Üsteğmen Feyzullah ile birlikte düşman kuvvetlerinin içerisine kadar dalmış ve düşmana ağır kayıplar verdirdikten sonra, Feyzullah Efendi ve 101 Mehmetçik ile birlikte kendisi de şehit düşmüştür.
Bu kahramanlar adına yapılan şehitlik, ilk olarak 26 Ağustos 1972 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra, 1993 yılında Kültür Bakanlığı tarafından şehit kabirleri, bir anıt, tören alanı, geçiş yolları yapılmış, Ağâh ve Feyzullah Efendilerin mezarlarının üzeri Selçuklu Mimarisi tarzında kemerli bir kubbe ile kapatılarak, şehitliğe sahip olduğu manevi değere yaraşır bir görünüm kazandırılmıştır. Ayrıca yola bakan duvarının önüne çeşme yapılarak yoldan geçenlerin istifadelerine sunulmuştur.
Yıldırım Kemal Şehitliği - Afyonkarahisar
Sinanpaşa İlçesi Yıldırım Kemal Köyü istasyon binası yakınında, önde kübik bir kaide üzerinde piramidal bir anıt ve arkada mezarın bulunduğu Yıldırım Kemal Şehitliği, 27 Ağustos 1922'de bu mevkide şehit düşen 2'nci Süvari Tümeninden Asteğmen Yıldırım Kemal ile 26-27 Ağustos 1922 tarihlerinde şehit düşen 36 şehidin anısına 1966 yılında yapılmıştır.
Maltaş Frig Anıtı - Afyonkarahisar
İhsaniye İlçesi, Kayıhan Beldesi sınırlarında, Göynüş (Köynüş) Vadisi’nin güneybatı köşesinde, vadiyi batıdan sınırlayan Akkuş Yuvası Kayalıkları üzerinde bulunan bir açık hava tapınım alanıdır. İçinde hazine saklı olduğuna inanıldığı için yöre halkınca “Maltaş” ya da “Malkaya” adıyla adlandırılmıştır. Bölgedeki diğer Frig kaya anıtları ile birlikte MÖ 8.-6. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Anıt ile ilgili ilk çalışma 1881 yılında W. M. Ramsay tarafından gerçekleştirilmiş olup ilerleyen yıllarda A. Gabriel, M. P. Devambaz, E. Haspels ve C. Brixhe gibi farklı ülkelerden birçok bilim insanı tarafından da çalışılmıştır.
Maltaş Frig Anıtı, ana kaya kütlesinin sarp güneydoğu yüzünün 12,25 metre x 11 metre x 9,56 metre ebatlarında ve 0,85 metre derinliğinde düzleştirilmesi ile oluşturulan alana oyularak oluşturulmuştur. Anıtın, niş tabanından üst çatı noktasına kadar ki yüksekliği 8,64 metre, genişliği ise taban seviyesinde 8,98 metredir. Anıtın çatısı eğimli beşik çatı olup saçaklar kademeli olarak dışa taşkındır. Alınlık kısmı alt alta kademeli üç pervazla çevrelenmiştir. Orta pervazlar baklava motifleri ile süslü, diğerleri sadedir. Alınlığın merkezinde, baklava motifi dizisi ile bezemeli kalın bir orta dikme yer alır. Anıtın duvar yüzeyi, rapport tekniğinde yerleştirilen geometrik motiflerle süslenmiştir. Bu süsler, her iki yanda üzeri baklava dilimi bezeli silmelerle çerçeve içine alınmıştır. Bu silmelerden soldakinin üst kısmında 11 harfe kadar korunabilmiş bir Frig yazıtı yer almaktadır. Anıtın cephesinde 2 metre x 2 metre ölçülerinde kare formlu bir niş bulunmaktadır. Niş iki kademeli bir çerçeve ile çevrilidir. Birinci çerçevenin üst köşelerinde ve ortasında, makara formlu, yanlarda volüt benzeri işlemeler görülen konsol benzeri çıkıntılar vardır. Bu kabartmalar ahşap mimariye ait dışa taşkın taşıyıcı elemanların kayaya yansıması olmalıdır. Bu kabartmaların hemen altında, dar bir silme üzerinde oldukça silik durumda olan bir satır Frigçe yazıt daha bulunmaktadır.
Nişin tabanında, merkezi noktada bulunan oyukluk, muhtemelen seyyar bir Kybele heykelinin yerleştirildiği zıvana deliği olmalıdır. Nişin iç kısmında karşılıklı betimlenen kapı kanatları, tapınağın kapılarının sonuna kadar açık olduğunu gösterir gibidir. Nişin arka duvarı üzerinde büyük bir açıklık ile arkadaki kuyunun tabanına geçiş sağlanmaktadır. Bu geçişin, birer Frig Anıtı olan Bahşayiş ve Delikli Taş Anıtlarında rastlanan, niş ile arkadaki kuyu arasında bağlantı sağlayan dairesel delik formunda olması gerekirken, muhtemelen defineciler tarafından kırılarak genişletilmiş olmalıdır.
Anıt cephesinin 2,60 metre arkasında niş ile aynı aksta bir kuyu bulunmaktadır. Yamuk dörtgen formlu, üst taraftan aşağıya doğru daralmakta olan kuyu 9,13 metre derinliğindedir. Kuyu içerisinde iki adet kademe dikkat çekicidir. Bu kademelerin kurban ayinlerinin gerçekleştirildiği ahşap platformlarla ilişkili olması muhtemeldir.
Köhnüş Vadisi içinden geçen dere yatağının taşımış olduğu alüvyonlar nedeniyle, Maltaş/Malkaya Frig Anıtı’nın önü, yapılmış olduğu dönemden günümüze kadar ki süreçte yaklaşık 4,5 metreyi bulan dolgu ile uzun yıllar boyunca kapalı kalmıştır. Araştırmacılar tarafından birçok kez anıtın önü açılıp kapatılmış ve en nihayetinde 2021 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar Valiliği ve yerel idarelerin katkıları ile Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğü başkanlığında yürütülen kurtarma kazısı ile bugünkü mevcut durumu ile tamamen açığa çıkarılmıştır.
Bu çalışmalar esnasında anıtın önünde ortaya çıkarılan mimari duvar kalıntıları da, az sayıdaki Frig Dönemi mimari döşemlerinden birisi olmuştur. Bu duvar kalıntıları anıtın önündeki kutsal alanı sınırlandırmakta olup dini törenlerin bu sınırlar içerisinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Bolvadin Müzesi - Afyonkarahisar
Bolvadin Lisesi müdürlüğü sırasında Muharrem Bayar’ın özel ilgi ve çabasıyla okul bahçesine topladığı eserlerin çoğalması sonucu müzeye gerek duyulmuş, dönemin Belediye Başkanı Etem Kelekçi’nin çabaları sonucu mülkiyeti belediyeye ait olan “Belediye Sineması,” 1987 yılında yeniden düzenlenerek Bolvadin Müzesi olarak hizmete açılmıştır. 2008 Yılında Yanık Kışla’nın restore edilmesiyle birlikte Bolvadin Belediye Müzesi Yanık Kışla binasına taşınmıştır ve Kent Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Müzede Bolvadin merkez ve köylerinden toplanmış Eski Tunç Çağı, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait eserlerin yanı sıra; arkeolojik, etnografik, sikke, arşiv vesikası olmak üzere toplam 988 eser bulunmaktadır. Özellikle Bolvadin kaymakçılığı, hasırcılığı, el sanatçılığı gibi yerel özellikler sergilenmektedir.
Kuzey-Güney doğrultulu, iki katlı, betonarme bir bina olan müzenin kuzeye açılan bir girişi bulunmaktadır. Giriş katında Bolvadin yöresi oturma odası, gelin odası, konferans salonu ve teşhir salonu; üst katta ise yine teşhir salonu ve kütüphane bulunmaktadır.
Frig Vadisi - Döğer Kapıkaya Iı Tapınağı - Afyonkarahisar
İkinci Kapıkaya aynı bölgede Emre Gölü kıyısından Bayramaliler Köyü'ne doğru uzanan kayaların arasındadır. Üst başı erimiş bir kaya parçasının batı yüzü kesilerek yapılmış ahşap bir tapınak benzetmesidir. Kayanın yapısı gevşek olduğu için üstteki üçgen çatı bölümü erimiştir. Ön yüzde süslü iki bölüm arasında bir niş açılmış, içine Tanrıça Kibele’nin ayakta kabartması yapılmıştır. Anıtın önünde dini törenler için bir sahanlık vardır. M.Ö.7'nci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Kırk Göz Köprüsü - Afyonkarahisar
Bolvadin ilçe merkezinin dışında, Akarçay üzerindedir. Köprü kuzey ve güney bölümü olarak ikiye ayrılır. Güney bölümü Bizans İmparatoru I.Manuel Kommen tarafından 1150 yıllarında, kırk gözlü olarak mermer ve bazalt taştan yaptırılmıştır. Surre-Hicaz yolu üzerinde bulunan köprü, XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından kuzey yönde 64 göze kadar uzatılmış olup 200 metre uzunluktadır. Günümüze kadar ulaşan gözlerin sayısı 57’dir. Mimar Sinan, köprüye bir namazgah ve suya inmek için de mermer bir merdiven yaptırmıştır. Namazgahın etrafı duvarla çevrelenmiş, köprüye açılan kapı geçidi envanterde kayıtlıdır.
Köprüde bazalt, andezit ve mermer devşirme taşlar kullanılmıştır. Köprü’nün kemerleri orta kısımda daha geniş ve sivri tonozlu, uçlara doğru küçük ve basıktır. Köprü moloz dolgu üzeri kesme taşlı, yanları dikdörtgen şeklinde bloklarla tek sıra korkulukludur. Köprü ayaklarında, Helen kesme, Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalara, hatta mezar taşları gibi devşirme malzemelere rastlanılmaktadır.
Sandıklı Kalesi - Afyonkarahisar
Germiyan Sultanı I.Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Eski Tunç Çağı'ndan beri yerleşim yeri olan höyük üzerine sur ile çevrilmiş küçük bir kale olup, şimdi yalnız 8-10 metrelik sur duvarı parçası kalmıştır.
Selimiye Kaya Mezarları - Afyonkarahisar
İscehisar İlçesine bağlı Selimiye (Sarıçayır) Köyü'nün çevresinde bulunan kayalıklarda, Bizans Dönemi'nde yapılan kayaya oyma, aile ve tek mezar odaları, mezar tekneleri vardır. Yüzeyi kabartma ve bezemelerle süslenmiş, kimlere ait olduklarını belirten kırmızı boyayla yazılar yazılmıştır.
Memeç Kayalıkları - Afyonkarahisar
Memeç Kayalıkları Afyonkarahisar İhsaniye ilçesi, Emre Gölü civarındadır. Memeç Kayalıkları’nda, Bizans dönemine ait kaya yerleşimleri ve şapel bulunmaktadır. Yakın çevresinde bulunan Frig kaya anıtları bu bölgeye ayrı bir özellik kazandırır. Kayalığın üzerinde ise Firigler dönemine ait kaklıklar bulunmaktadır.
Şuhut Kurtuluş Savaşı Şehitliği - Afyonkarahisar
Şuhut ilçe merkezindedir. İstiklâl Savaşı'nda şehit olan askerlerimiz için yaptırılmıştır. 26 Ağustos 1922 tarihinde Büyük Taarruz ve daha önceki muharebelerde yaralanan, hastalanan Türk subay ve erleri Şuhut’a getirilmiş ve bugün kullanılmakta olan Büyük Cami’de ilk tedavileri yapılarak iyi olanlar tekrar cepheye gönderilmiştir. Şehitler şimdiki Demirciler Çarşısı civarındaki mezarlıklara gömülmüştür. Daha sonra halen şehitlik olarak kullanılan arsaya nakledilmiş ve anılarına 1971 yılında küçük piramidal bir anıt yapılarak üzerine “İstiklâl Harbinin Aziz Şehitleri” kitabesi yazılmıştır.
Hava Şehitliği - Afyonkarahisar
Hava Şehitliği, Şehir Asrî Mezarlığı'nın ortasında, kübik bir kaide üzerinde yükselen kübik yükseltilerden oluşan bir anıt ile çevresinde şehitlere ait mezarların bulunduğu bir şehitliktir. 24 Temmuz 1922 sabahı Cemal ve Bahattin adındaki pilotların kırık dökük uçaklarıyla Kurtuluş Savaşı'na katılmaları ve Gazlıgöl’de uçaklarının düşmesiyle şehit olmaları anısına, 1936 yılında yapılmıştır. Daha sonraki şehitlerimiz de buraya defnedilmiştir.
Ebheri Kümbeti - Afyonkarahisar
Çay İlçesi Eber Kasabası'nda mezarlık içinde bulunur. Sekizgen bir gövde üzerinde yükselerek sekizgen bir külahla son bulur. Kümbetin alt kesimi moloz ve devşirme taş, üstü tuğla örgülüdür. Girişi doğudadır. Kapı söve taşları Bizans Dönemi yapı taşlarından olup, devşirme olarak kullanılmıştır. Kapı boşluğu altında ölü gömme yeri olan kaideye geçişi sağlayan bir küçük kapı bulunur. Kaide içinde iki sandukanın olduğu söylenmektedir. Esirüddin Ebheri’nin asıl künyesi Esirüddin Ebheri Mufaddal bin Ömer el-Semerkandi’dir. Adından da anlaşılacağı gibi Esirüddin, Semerkant’lı bir aileye mensup olup, Türk’tür. Meşhur mantık kitabı İsagoci’nin yazarıdır ve Çay Taş Medrese’de müderristir.
shaklı Han - Afyonkarahisar
İshaklı Han Afyon-Akşehir-Konya güzergâhı üzerinde ve Sultandağı (İshaklı) İlçesi merkezindedir. Kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı bir oturum alanı üzerine avlu ve kapalı/barınak bölümünü ihtiva eden iki yapı kütlesi halinde inşa edilmiştir. Dış cephe duvarları, cepheyle eş yükseklikte ve dışa taşkın prizmatik kütleler halinde tasarlanmış kare ve silindirik formlara sahip payanda ve köşe kuleleriyle desteklenmiştir. Vaktiyle yapının kuzey-batısında yer alan ve hanla birlikte inşa edildiği düşünülen hamamı, yıkılarak ortadan kalkmıştır.
Hanın kuzey-doğu cephesinin merkezine yerleştirilmiş taçkapısı, dışa taşan ve cephe kotunu aşarak yükselen dikdörtgen prizmal bir kütleden ibarettir. Taçkapı kütlesi, farklı genişlik ve profillerdeki bordür ve silmelerle, yanlardan ve üstten düşey dikdörtgen bir çerçeve içine alınmıştır; silindirik köşe sütunceleri üzerinde, yedi sıralı mukarnaslı kavsara yer alır. Taçkapının basık kemerli kapı açıklığının iki yanında, üç sıra mukarnas kavsaralı ve çokgen planlı birer mihrabiye nişi bulunmaktadır. Basık kemerli kapıyla dahil olunan avlu, üç kenarı boyunca mekânlarla çevrili ve kareye yakın dikdörtgen planlı bir alandır. 1960’lı yılların ortalarında, avluyu çeviren mekânların büyük ölçüde yıkılarak ortadan kalktığı bilinmektedir. 1975 yılına kadar devam eden onarım çalışmalarını takiben han yakın bir geçmişte tekrar onarılmıştır. Avlunun kuzey-batı kanadı, kare planlı ayaklar üzerine oturan ve çift sıra sivri kemerlerle birbirine bağlantılı revaklı bir galeri halinde tasarlanmıştır. Sivri kemer gözleri halinde avluya açılan yarı-açık mekânlar, sivri beşik tonozlarla örtülüdür.
2003 yılında avluda gerçekleştirilen kazı ve sondajlarda, avlunun kuzey-batı kenarı boyunca, taçkapının gerisindeki giriş eyvanının iki kanadında beş mekânın bulunduğu tesbit edilmiş; güney-doğu kanadı üzerinde ise, yedi mekânın sıralandığı anlaşılmıştır. Sözkonusu mekânların, geçmişte mutfak ve erzak deposu işlevi gören servis bölümleri, bir kısmının da değerli eşyaların muhafaza edildiği odalar olduğu iddia edilmiştir. Avluda sürdürülen çalışmalarda, zeminin kesme taş kaplama olduğu, ayrıca çatıya çıkmak için gereken merdiven kuruluşunun da bulunmadığı anlaşılmıştır. Avlunun merkezinde fevkânî bir köşk mescit yer almaktadır. Sözkonusu yapının, Selçuklu Dönemi'nde inşa edilmiş ve avlu ortasında bağımsız olarak konumlanan köşk mescitlerin son örneğini oluşturduğu bilinir. "L" planlı dört kemer ayağı üzerine oturtularak zeminden yükseltilen kare planlı mescidin, hanın ana aksında değil, fakat, kıble yönü esas alınarak konumlanmış olması dikkati çeker. Fevkânî mescidi taşımak üzere kemer ayaklarının oluşturduğu kare planlı bir baldaken kuruluşu halinde tasarlanmış zemin kat, çapraz tonozla örtülü yarı-açık bir alandır. Mescide kuzey-batı cephesine bitişik iki kollu ve ara sahanlıklı bir taş merdiven kuruluşuyla ulaşılmaktadır. Beş sıra mukarnas kavsaralı ve düz atkılı bir kapıyla dahil olunan ibadet mekânı, kuzey-doğu ve güney-batı duvarlarındaki birer pencereyle aydınlatılmaktadır. Güney-doğu duvarındaki çokgen planlı mihrap nişi, zar başlıklı kaide ve başlıklara sahip silindirik birer sütunce üzerinde yükselen altı sıra mukarnas kavsarayla örtülüdür. İbadet mekânının mukarnaslı örtüsünün günümüze sadece bir kısmı ulaşabilmiştir. Bu gösterişli taş örtünün profilli bir etek silmesinin üzerinde mukarnaslı örgüler halinde ikinci ve üçüncü kademede sekizgenlere ve kilit taşına doğru altıgen ve onikigenlere bölünüp daralarak yükselen görkemli bir kuruluş olduğu anlaşılmaktadır. Mukarnaslı örtünün geçmişte toprak damla kapatılmış olduğu düşünülmektedir. İbadet mekânının kuzey köşesinde yer alan ve duvar içerisinde devam eden üç basamaklı merdiven kuruluşunun, geçmişte dama çıkışı sağladığına şüphe yoktur.
Hanın güney-batı kanadını oluşturan kapalı/barınak bölümünün taçkapısı, avluya bakan kuzey-batı cephesinin ortasındaki dışa taşkın ve cephe duvarlarını aşarak yükselen dikdörtgen bir kütleden ibarettir. İşlenmeden yalın olarak bırakılmış silme ve bordürlerle yanlardan ve üstten çevrelenen taçkapının kavsarası, yanlarda, yelpaze formlu tromplar üzerinde yükselen ve yuvarlak kemerle cepheye açılan şevli bir koni kesiti halinde tasarlanmıştır. Taçkapının yan kanatlarında, karşılıklı olarak yerleştirilmiş çokgen planlı ve dört sıra mukarnas örtülü birer mihrabiye nişi yer alır. Taçkapının basık kemerli kapı açıklığıyla dahil olunan kapalı/barınak bölümü, kareye yakın dikdörtgen planlı bir mekândır; sivri kemerlerle birbirlerine ve duvarlara bağlanan dikdörtgen planlı toplam onaltı ayakla kuzey-doğu güney-batı yönünde uzanan ve sivri beşik tonozlarla örtülü beş sahna taksim edilmiştir. Orta sahın daha geniş ve yüksektir; merkezindeki kare planlı alan, içten kubbe ve dıştan da çatı kotu üzerinde yükselen sekizgen kasnağa oturtulmuş sekizgen piramidal bir külâh ile örtülüdür. Kasnağın her kenarına açılan birer pencereyle, iç mekâna ışık sağlanmıştır. İç mekândaki kemer ayakları arasında yapılan sondajlarda, taş bir sekinin varlığı büyük ölçüde kanıtlanmıştır.
Hanın inşaatında mermer, tuğla, düzgün ya da kaba yonu taşlar kullanılmıştır. Avlu ve kapalı/barınak bölümü taçkapılarındaki iki ayrı kitâbeden, hanın, Selçuklu Sultanı II. İzzeddîn Keykâvus döneminde Ali bin Hüseyin tarafından 1249 yılı Eylül/Ekim ayında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Kitâbed, hanın bânîsi olarak zikredilen Ali bin Hüseyin’in ünlü Selçuklu Veziri Sâhib Atâ Fahreddîn Ali olduğu bilinmektedir.
Bayramaliler Kalesi - Afyonkarahisar
Bayramaliler Kalesi İhsaniye ilçesi, Bayramaliler köyünün 650 metre kadar kuzeyinde yer alan ve çevreden belirgin şekilde görülebilen kaya yerleşimi ve kaledir. Kuzeybatı yamaçları nispeten hafif eğimli bir yapıya sahipken diğer yamaçlar oldukça diktir. Kalenin güneyinde yer alan kayalıklarda çok sayıda niş ve sunu çukurlarının varlığı bu alanın MÖ I. Bin yılda tapınım amaçlı kullanım gördüğünü göstermektedir.
Hakim konumu nedeniyle Doğu Roma döneminde Leonto Kefal adlı yerleşimin merkezi olmuştur. Kayalığın yamaçlarına oyulan tonozlu odalar, sarnıçlar ve erzak depoları ile bir yerleşim oluşturulmuş, üst düzlük ise sur duvarları ile bir kale haline getirilmiştir.
Çay Taş Medrese - Afyonkarahisar
Çay ilçe merkezinde, Taş külliyesinden bir bölümdür. Merkezi kubbeli, orta hacmin her iki yanı uzun tonoz hacimli, girişin her iki yanında kubbeli küçük hacimli, güneyde tonoz hacimli, mihraplı eyvan, her iki yanında ise kubbeli birer hacimden oluşan kesme taş kaplamalı kargir bir yapıdır. Mihrap, eyvan kemerleri, merkezi kubbe kasnağı ile kubbeye geçiş köşe üçgenleri mavi ve lacivert sırlı tuğla, kubbe kasnağı ve kubbe tuğla bezeklidir. Günümüzde cami olarak kullanılmaktadır. Mimarı, külliyenin mimarı olan Oğul Bey’dir. III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında 1278 yılında Yusuf Bey tarafından yaptırılmıştır.
Altıgöz Köprüsü - Afyonkarahisar
Şehir merkezinde Çetinkaya Mahallesi ve Cirit Kayalığı'nın kuzeyinden akan Akarçay üzerinde yer almıştır. Afyonkarahisar’dan Çıkrık-Ambanaz (Beyyazı) üzerinden Han Köy'e, Kumartaş (Erenler) - Sipsin (Çayırbağ) üzerinden Gazlıgöl ve Eskişehir’e giden eski yol üzerindedir. İkisi yuvarlak dördü sivri olmak üzere altı adet kemerli gözü vardır. Bu nedenle Altıgöz Köprüsü olarak adlandırılmıştır. Moloz taş dolgu üzeri, iri kesme taş kaplamalı, yer yer devşirme taş kullanılmıştır. Dalgakıranların bulunduğu kuzeybatı cephesinin güney duvarı üzerinde devşirme bir yazıt bulunmaktadır. Eski korkuluk taşları büyük bir olasılıkla bugünkü adı Süğlün Köyü olan antik Prymnessos Şehri'nin tiyatro basamaklarından yapılmıştır. “Kometos Theodosiou’nun eseri” diye yazılı Grekçe yazıt, eğer bir başka yerden devşirilerek getirilmemişse, bugünkü köprünün yerinde, Bizans döneminde yapılmış bir başka köprünün varlığından söz etmek mümkündür.
Köprü üzerinde bulunan yatay dikdörtgen şekilli kitabeye göre, 1209 yılından önce Oğuz oğlu Sabıküddin Ebül Vefa İlyas Bey tarafından yaptırılan köprü, vasiyeti üzerine de oğlu Ebu Hamid Hacı Mehmed bin İlyas tarafından 606 (1237) yılında bugünkü haliyle onartmıştır. Müstakil olan kitabenin sol tarafında gayet ufak ve karışık sekiz satır daha yazı varsa da okunamamaktadır. Şer-i mahkeme sicilinde Akkoyunlular’a ait olduğu belirtilen köprü, 1072 (1661-62) tarihinde, Abdülgaffar adlı bir kişi tarafından yeniden onartılmıştır. Son olarak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, 1985 yılında tamir ve restorasyonu yapılmıştır. Akarçay’ın içine düşen ve 1980 yılında müzeye kaldırılmış olan onarım kitabesi tekrar orijinal yerine yerleştirilmiştir.
Cumhuriyet Şehitliği - Afyonkarahisar
Cumhuriyet Şehitleri Anıtı, Afyonkarahisar’a 9 kilometre uzaklıkta, İzmir-Antalya karayolu üzerindedir. Cumhuriyet Dönemi'nde yapılan mücadelelerde şehit düşen Mehmetçik ve polisler adına 1999 yılında yapılmış bir şehitliktir. Cumhuriyet Dönemi şehitlerinin bir bölümü Hava Şehitliği'nde, diğer bir bölümü de şehit ailelerinin yaşadığı şehirlerdeki mezarlıklardadır. 1999 yılında, Afyonkarahisar'a, hakim bir tepeye şehitlerin anısına sembolik bir şehitlik yapılmıştır. Ancak burada kentin ele geçirilmesi esnasında şehit olduğu düşünülen bazı kişilerin müstakil mezarları da yer almaktadır.
Milli mücadele döneminde yaşanan kanlı savaşların merkezini teşkil eden Afyonkarahisar'da, Anadolu'nun dört bir yanından binlerce insan vatan savunması için şehit düşmüştür. Tüm şehitlerin anısına da Afyonkarahisar genelinde çeşitli şehitlikler yapılmıştır. Bu şehitliklerin bir bölümü asıl, diğer bir bölümü ise kısmı makamdır. Şehitlerin gömüldükleri yerler, geniş alanları kaplamakta, aynı zamanda, kimin nerede gömülü olduğu da tam olarak bilinememektedir. Bu sebeple de tüm şehitlerin anısına, kanlı savaşların düzenlendiği yerlerde sembolik şehitlikler yapılmıştır. Bununla birlikte anıtı yapılmayan ferdi ve toplu şehit mezarlar da yer almaktadır.
Yılantaş - Afyonkarahisar
Yılantaş, Friglere ait önemli mezar odalarından dir diğeridir. Aslantaş gibi Yılantaş’ın da soylu bir kişiye ait olduğu düşünülmektedir. Yılantaş günümüzde bir deprem veya başka bir doğal olay sonucu devrilmiş durumdadır ve yıkık bir kaya bloğu görünümündedir. Kaya bloğu üzerinde yer alan aslan kabartmasının baş ve ayak bölümleri görülmektedir. Bu mezar odasında da aslan kabartmasının yer almasına rağmen Yılantaş olarak adlandırılması ise ön yüzünde yer alan yılan kabartmalarıdır. Mezar kapısının üzerinde birbirine sarılmış iki yılan kabartması ve yılanlara mızrakla saldıran bir savaşçı görülmektedir.
Suvermez Şehitliği - Afyonkarahisar
Emirdağ İlçesi, Suvermez Köyü'nde bulunmaktadır. İstiklal savaşı sırasında düşman keşif uçaklarının açtığı ateş sonucu şehit olmuş iki er adına 1971 yılında yaptırılmıştır.
Böcü İni Kaya Yerleşimleri - Afyonkarahisar
İhsaniye ilçesi, Kıyır köyü, Kaynarca mevkiinde Böcü ini olarak adlandırılan kayaya oyma yerleşim yeridir. Yerleşim güneye doğru yamaçlarda yer almaktadır. Laleli Tepesi'nin güneyi yamacındaki bu yerleşim tüf arazi içinde doğa harikası peribacaları ile Bizans döneminden çok sayıda yan yana ve ayrı gruplar halinde kayaya oyma kilise ve yerleşim alanları bulunmaktadır. Kiliseler tonoz yapılıdır. Çevresindeki kaya odalarıyla birlikte 8 ve 10. yüzyıllar arasında yapılmış manastır yapısıdır.
Leylek Kayalığı - Afyonkarahisar
İscehisar ilçesine bağlı Seydiler Kasabası, Harmanüstü mevkiinde bulunan Leylek Kayalığı doğal ve arkeolojik özelliktedir. Genellikle tüflerin oluşturduğu konik tek ve grup halindeki peri bacaları vardır. Kayalığın batısında ve yolun alt kısmında yer alan peri bacalarından bir tanesi zemin kat ile birlikte üç katlı olarak oyulmuştur. Zemin katta şapel ve mekân, birinci katta şapel ve mekân ve en üst katta bir mekân yer almaktadır. Dikdörtgen biçimli kapıların boyutları incelendiğinde boylarının zemin kattan üst katlara doğru küçüldüğü görülmektedir.
Zemin katta dikdörtgen giriş kapılı şapel ve şapelin sağında bir mekân yer almaktadır. Şapel beşik tonoz tavanlı olup, nef ve apsisli bölümden oluşmaktadır. Apsis kısmı derin olup apsise geçiş bölümü oluşturan perde duvarlar kırılmıştır. Apsisin bulunduğu kısım sekili olup yüksektir. Nefte sağ ve solda ikişer niş yer almaktadır. Tavan ve nişlere aşı boya ile geometrik bezemeler ve haçlar yapılmış olup tavanda aynı zamanda aşı boya ile bant şeklinde bezeme de yapılmıştır. Zemin kattaki şapelin süslemeleri üst kattakine göre daha çok tahrip olmuştur. Giriş kapısının iç kısmına gelecek biçimde üst kata geçiş için delik açılmıştır. Şapelin giriş kapısının sağında tonoz tavanlı ve sağ kısmı tamamen yıkılarak açılmış bir mekân yer almakta olup oda olarak kullanılmıştır.
Birinci katta yer alan şapele peri bacasının dışındaki oyuklardan ve zemin kattaki şapelin tavanında yer alan geçitten merdiven konularak çıkılabilmektedir. Zemin kattaki şapele göre daha iyi korunmuştur. Hafif basık beşik tonoz tavanlı şapel nef, apsisli bölüm ve solunda küçük bir mekandan oluşmaktadır. Tonoz tavanlı olan nefin sağında iki, solunda bir niş yer almakta olup girişin solunda yer alan niş oyularak açılan geçişten yandaki mekana geçilebilmektedir. Nişler üstü kemerli dikdörtgen biçimlidir. Şapelin aşı boya ile boyalı ve süslü olduğu anlaşılmaktadır. Apsisin bulunduğu bölüme geçiş kısmı bir şapeldekine göre çok daha iyi korunmuştur. Geçişin, sağ ve solunda yukarıya kadar perde duvarlı, birer kemerli küçük pencereli ve pencerelerin arasında kemerli dikdörtgen biçimli kapıdan olduğu anlaşılmaktadır. Apsisin bulunduğu bölümün aşı boya ile boyalı olduğu tespit edilmiştir. Apsisin sol ve sağında birer niş, sağında ve solunda yer alan duvarda da yine birer niş vardır. Apsiste kült yeri ve kült yerinin sol üst bölümünde haç biçiminde büyük bir oyuk yer almaktadır.
Şapelin solunda nişin oyulması ile açılan geçişten girilen mekânda, hemen girişin sağında bir niş ve odanın diğer cephelerinde iki adet pencere yer almaktadır.
Üçüncü kata dıştan çıkılmakta olup, aşınma nedeniyle bu çıkış çok zor yapılabilir durumda olup günümüzde ancak merdiven kurularak çıkılabilmektedir. Dikdörtgen giriş kapısından içeri girilebilen tonoz tavanlı bu küçük mekânda bir adet seki yer almaktadır.
Mekânları ve şapelleri ile üç kat halinde oyulan bu peri bacasının manastır olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Dört Göz Köprüsü - Afyonkarahisar
Şuhut İlçesi'nde Hisar’ın kuzeyinde Kali Çay’ı üzerindedir. Kuzey-güney doğrultusunda olan köprü dört gözlü olup, Osmanlı Dönemi'ne aittir. Yuvarlak kemerli ve taştan yapılan köprünün batı yüzünde Roma Dönemi'ne ait mermerden yapı taş parçaları devşirme olarak kullanılmıştır. Bunlardan biri kapı tipi mezar taşı, ötekinde ise yazı vardır ancak okunamamaktadır.
Seydiler Peribacaları - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar-Ankara karayolu 33. km’sinde, ana yoldan ayrılan tali yolun 500-1000 m doğusunda bulunan Seydiler çevresi, yaklaşık 1-2 km2lik bir alanda, çok farklı morfotipte peribacalarının en güzel görüldüğü alandır.
Afyonkarahisar ilinin jeolojik yapısı gereği, volkanik arazi üzerinde bulunan İhsaniye, İscehisar, Bayat ve Bolvadin ilçelerinde değişik biçimlerde, şapkalı veya şapkasız çok sayıda peri bacaları bulunmaktadır. Bunlardan Bolvadin ilçesine bağlı Özburun kasabasının Minareli Deresi’nde diğer yörelerdeki peri bacalarından çok farklı oluşumlarıyla dikkat çekmektedir. Kemerkaya kasabasından Bayat ilçesine doğru uzanan hat arasında peri bacalarına rastlansa da Derbent köyü civarında peribacalarının yoğunlaştığı görülmektedir. Ayrıca Bayat ilçesinin İnpazarcık bölgesinde ve Mekan Yaylası’nın karşısında bulunan Eyerli dağının yamaçlarındaki dere yatakları içerisinde peri bacaları bulunmaktadır.
Peri bacalarının en yoğun olduğu bölgeler ise, İscehisar ilçesinin Seydiler kasabasından başlayarak İhsaniye ilçesinin Döğer kasabasına kadar uzanan ve Afyonkarahisar Valiliği tarafından yaptırılan Turizm Kuşağı Yolu ile birbirine bağlanan hat üzerindeki yörelerdir. İscehisar ilçesi Seydiler kasabasının içinde ve çevresindeki vadilerde irili ufaklı çok sayıda peri bacası bulunmaktadır. Afyonkarahisar-Ankara yolunun kenarında oluşu nedeniyle en kolay ulaşılabilecek peri bacaları bunlardır. Bunun yanı sıra Karakaya köyünün Veliler, Kavruklar ve Keserler mahallelerinde; Olukpınar köyünün Öldümler mahallesinde, Ağın Dağı’nın eteklerindeki kaya yerleşimlerinin ön kısımlarında; Alanyurt kasabasında ve Selimiye köyü civarlarında; Çatağıl köyüne 2 kilometre kala orman içinde bulunan Ornaş Kayalıkları civarında bol miktarda peribacaları bulunmaktadır.
İhsaniye ilçesine bağlı Kıyır köyünün sırtını yasladığı dağın eteklerinde; Ayazini kasabasının içinde ve yakın çevresinde; Hayranveli kasabası sınırları içinde bulunan Göynüş Vadisi’nde; Demirli köyü civarında; Bayramaliler köyü çevresinde; Döğer kasabasının Alanlı mahallesi yolunda ve Asar Kale civarında Afyonkarahisar ilinin en büyük peri bacaları ve peri bacası vadileri bulunmaktadır. Ayrıca Üçlerkayası köyü ve çevresinde, değişik boyut ve şekillerde, şapkalı, şapkasız peribacaları yer almaktadır. Yaklaşık olarak 110 kilometrelik köy yolları ile birbirine bağlanan bu bölgede, doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi ören yerleri de turizmin ilgi odağıdır. Peri bacalarıyla, yörede yaygın biçimde yüzeylenen tüf kaya bloklarının insan eliyle oyulmasıyla oluşturulan kaya yerleşimlerinin çok yaygın olduğu bölge, tarihi ve doğal sit özellikleri ile gelecekte Afyonkarahisar ilinin alternatif turizm açısından en önemli kaynağıdır.
Avdalaz Kalesi Kaya Yerleşimleri - Afyonkarahisar
Ayazini Kasabası'nın doğusunda konumlanan kaya kütlesinin alt kısımlarında mezar odaları, üst kısımlarında ise birbirine bağlı çok katlı yerleşim yerleri bulunmaktadır. Bir yerleşimden çok, savunma amaçlı bir kaledir. Avdalaz Kalesi'nin içinde ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir sarnıç da bulunmaktadır. Avdalaz Kalesi'nin düşmanlara karşı savunma amaçla kullanıldığı çevreye hakim bir kaya kütleye yapılışından anlaşılmaktadır. Kale çevresinde ve kaya kütlenin alt kısımlarında Roma ve Bizanslıalara ait mezarlar vardır.
26 Ağustos Tabiat Parkı - Afyonkarahisar
26 Ağustos Tabiat Parkı, Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesindedir. Toplam alanı yaklaşık 65 hektar olan park, flora ve faunası ile zengin bir tabiat parçasıdır. Alanın hemen doğusunda, Büyük Taarruz Şehitliği ve Başkomutan Mustafa Kemal Anıtı yer almaktadır.
Afyonkarahisar’a 16 kilometre mesafedeki 26 Ağustos Tabiat Parkı’nda gözlem kulesi, yürüyüş ve bisiklet yolları, piknik alanları, tenis kortu ve spor sahaları bulunmaktadır.
Üçlerkayası - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar İhsaniye ilçesine bağlı Üçlerkayası köyünün içinde ve yakın çevresinde Roma ve Bizans dönemine ait kaya yerleşimleri, anıtsal mezar odaları, kayaların üst kısmında Roma mezarları ve su sarnıçları bulunmaktadır. Üçlerkayası adının verilmesine neden olan büyük kaya kütlesinin çevresinde bulunan çok katlı kaya yerleşimlerinin bazılarına henüz çıkılamamıştır. Ayrıca çevrede ilgi çekici peribacaları ve antik yollar bulunmaktadır.
Yedikapılar Kaya Yerleşimi - Afyonkarahisar
Yedikapılar Kaya Yerleşimi Bolvadin ilçesi, Kemerkaya köyünün yaklaşık 3,5 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Bir avlu etrafına dizilmiş birbiriyle bağlantılı odalardan oluşan ana kayaya oyulmuş U planlı bir komplekstir. Toprak altında tüf kayalığa oyulmuş Yedikapılar Yeraltı Yerleşimi bulunmaktadır. Yeraltı yerleşimi, tüf kayanın oyulması ile oluşturulmuş oda ve galerilerden oluşmaktadır. Kaya yerleşim alanlarının yaklaşık 600- 700 metre kuzeyindeki derin dere yatağında arazinin tüf arazi olması nedeniyle ilginç özelliklere sahip alanlar bulunmaktadır.
Derbent Elicek Kaya Mezar Odaları - Afyonkarahisar
Derbent Elicek Kaya Mezarı Bayat ilçesi, Derbent köyü, Ericek Mevkii’nde Bayat ilçe merkezinin 4,5 km güneydoğusunda yer almaktadır. Çok sayıdaki kaya mekanı ve kaya mezarından oluşan arkeolojik nekropol ve kaya yerleşimidir.
Mezar odaları genel olarak tek odalı, üçgen kırma çatılı ve tonoz tavanlıdır. Mezarlar ve mekanların yakınlarında nişlere de rastlanmaktadır. Kaya mezarları Roma dönemine ait olmalıdır.
Gazlıgöl Kaplıcası - Afyonkarahisar
Afyonkarahisar-Eskişehir karayolu üzerinde bulunan Gazlıgöl Kaplıcası, şehir merkezine 21 kilometre uzaklıktadır. Bu bölge termal turizm merkezlerinin daraltılması nedeni ile 2019 tarihinde termal turizm merkezi statüsünden çıkarılsa da bir turizm cazibe merkezi olmaya devam etmektedir. Her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turiste şifa dağıtan Gazlıgöl Kaplıcası'ndaki içme ve banyolar tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Suyun bulunduğu kapalı ortamlarda meydana gelen nemli ve buharlı hava, solunum yolu problemlerini de tedavi edici bir etki göstermektedir.
Genel olarak romatizmal hastalıklar, dolaşım sistemi sendromları ve gastrointestinal rahatsızlıklar adı altında; karaciğer, safra kesesi, mide ve bağırsakların spastik ağrılı sendromları, nevralji, nevrit, artroz, saboreik deri hastalıkları ve kadın hastalıkları tedavisinde faydalı olduğu gözlenmektedir.
Suçıkan Parkı - Afyonkarahisar
Suçıkan Parkı Dinar ilçe merkezindedir. Girişi Suçıkan Park Oteli’nin arkasında bulunan suçıkan mağarasıdır. Karakuyu Göleti’nde depolanan suyun ihtiyaç fazlası, Karakuyu köyü yakınındaki düden aracılığıyla tahliye edilmekte, tahliye edilen bu sular ise Suçıkan Parkı’ndaki kayaların tabanından tekrar yeryüzüne çıkarak Menderes nehrinin bir kolunu oluşturmaktadır. Bu nedenle mağaranın oldukça büyük olduğu ve içinde gölcüklerin de bulanabileceği düşünülmektedir.
Yoldan geçen ziyaretçilerin uğramadan geçmediği Suçıkan Parkı şelalesiyle, yeşiliyle ve renkli aydınlatmalarıyla ziyaretçilerini beklemektedir.
İnpazarcık Kaya Yerleşimi - Afyonkarahisar
Afyonkarahir Bayat ilçe merkezine 5 km mesafede bulunan İnpazarcık Kaya Yerleşimi, doğal tüf kaya kütlesinin oyulması sonucu meydana gelmiş; yerleşim yerleri, şapel ve mezar odacıklarından oluşan bir erken Bizans Dönemi yapısıdır.
Kuzeyde arkosolien klineli mezar odaları, kilise ve sanduka tipi mezarlar bulunur. Üç katlı iskan yerinin alt katında kayaya oyulmuş birbirine geçişlerle bağlı geniş mekanlı iskan yerleri vardır. Üst kata merdivenlerle çıkılır bu katta kenarlarında oturma şekilleri olan tavana dikdörtgen fenerli geçiş mekanlı bir mağara ve bunun sol tarafında da bir şapel dikkati çeker.
İskan yerinin karşısında kuzeyde kaya kütlelerine oyulmuş klineli mezar odaları, arkosolien ve sanduka tipi mezarlar yer alır. Bu kısmın önünde ve içinde küçük birkaç mezarın bulunduğu şapel bulunmaktadır.
Kuzu İni Mağarası - Afyonkarahisar
Kuzu İni Mağarası Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar kasabasına 7 km uzaklıkta, Karacamal Mağarası’ndan daha yukarıdadır. Giriş kısımlarında koyun beslendiği için, Kuzu İni Mağarası denilmiştir. Dar koridor şeklinde ilerleyen mağaranın sonunda orta büyüklükte bir galeri bulunmaktadır. Sarkıt ve dikitlerin sıkça görüldüğü mağara, şu ana kadar incelenen mağaralar içinde en fazla dikkat çekenidir.
Ağın Kayalıkları - Afyonkarahisar
Ağın Kayalıkları İscehisar ilçesi, Olukpınar köyü, Öldümler Mahallesi yakınlarında yer almaktadır. Tüf ve andezit oluşumu kayalara oyulmuş mezar odaları kilise ve çok katlı yerleşim yerlerinden oluşur. Kayalıklar Doğu Roma Dönemine aittir.
Selimiye Kayalıkları - Afyonkarahisar
Selimiye Kayalıkları İscehisar ilçesi, Alanyurt köyü, Selimiye Mahallesi’nin hemen güneyinde yer almaktadır. Yöre halkınca Hanay İnleri olarak da adlandırılan kayalıkların doğu yüzünde çok sayıda kaya mezarı yer almaktadır. Kaya mezarları içinde yalın cepheli olan örnekler de bulunmakla birlikte, özellikle üçgen alınlıklı ve anıtsal cepheli olan kaya mezarları dikkat çekicidir. Söz konusu kaya mezarları genel olarak Roma Dönemine aittir.
Kıyır Kayalıkları - Afyonkarahisar
Kıyır Kayalıkları İhsaniye ilçesi, Kıyır köyü, Kaynarca Mevkii’nde Böcüini olarak adlandırılan kayaya oyma yerleşim yeridir. Yerleşim güneye doğru uzanan yamaçlarda yer almaktadır.
Laleli Tepesinin güney yamacındaki bu yerleşim tüf arazi içinde doğa harikası olan peribacaları ile Doğu Roma döneminden çok sayıda yan yana ve ayrı gruplar halinde kayaya oyma kilise ve yerleşim yerleri vardır.
Urumkuş Kayalıkları - Afyonkarahisar
Urumkuş Kayalıkları İhsaniye ilçesi, Döğer kasabasının kuş uçumu 5,5 km kadar kuzeydoğusunda yer alan doğal tüf kayalıktır. Kayalığın ovaya bakan yönleri oldukça sarptır.
Kayalığın üstünde ve yan kesimlerinde kayaya oyulu temel izleri, nişler, kaya sunakları, kurban havuzları ve kaklıklar bulunmaktadır. Bu durum kayalığın Frigler döneminde kutsal alan ve belki de yerleşim alanı olarak kullanıldığını göstermektedir. Kayalığın Doğu Roma döneminde de yerleşim yeri ve kutsal alan olduğunu gösteren izler de mevcuttur.
Seydiler Kalesi Kaya Yerleşimleri - Afyonkarahisar
Seydiler Kalesi Kaya Yerleşimleri Afyonkarahisar İscehisar ilçesinde Seydiler Kasabası içerisindedir. Yapıları volkanik tüf olan, ağzı asfalta (Doğuya) açık yarım ay formunda dizilmiş altı kaya kütlesinden oluşur. Kuzeyden itibaren Kırkinler Kayası, Aşağı Çatalkaya, Orta Çatalkaya, Yukarı Çatalkaya, Menevşeli Kaya, Kızılkaya şeklinde sıralanırlar.
Demirli Kalesi - Afyonkarahisar
İhsaniye İlçesi sınırları içinde Göynüş Vadisinin kuzeybatısında yer alan Demirli Kalesi, Frigler Döneminde kullanılmaya başlanılmış olup Bizans döneminde de kullanılmaya devam etmiştir. Kale olarak nitelenen doğal kayalık oyularak çeşitli mekanlar oluşturulmuş ve ikamet edilmiştir. Bugün taşla doldurulmuş merdivenli büyük bir sarnıç halen görülebilmektedir. Demirli Kalesi olarak nitelenen kayalığın hemen yanında sandık tipi kaya oyma mezarlar ve yine kayadan oyma mezar odalarından oluşan nekropol alanı vardır.

